İnsanların büyük çoğunluğu düşen bir yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgârın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar, vurarak iner yere. Pek az kişi de vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgâr varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve kendi izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar
Hayır, gerçekten arayan biri, gerçekten bulmak isteyen biri, hiçbir öğretiyi benimseyemezdi. Ama aradığını bulan da hangi öğreti olursa olsun, hangi yol, hangi amaç olursa olsun hiçbirinden onayını eşitleyemezdi.
Bir kimse arıyorsa, gözü aradığı şeyden başkasını görmez çokluk, bir türlü bulmasını beceremez, dışarıdan hiçbir şeyi alıp kendi içine aktaramaz, çünkü aklı fikri aradığı şeydedir hep, çünkü bir amacı vardır, çünkü bu amacın büyüsüne kapılmıştır. Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamak. Sen, ey saygıdeğer kişi, belki gerçekten arayan birisin çünkü amacının peşinde koştuğundan hemen gözünün önündeki bazı şeyleri görmüyorsun
Bütün kaygı ve yoksulluklar, kendine işkence etmeler, korku, cefa, tüm edilgi ve hastalıklar zaman değil mi? Zamanı aşacak olduğumuz sırada, zamanı düşüncemizden söküp attığımız zaman veya atacak olsak, yokmuş gibi düşünsek, işte o zaman dünyanın tüm ağırlığını, dünyadaki tüm düşmanlıkları kaldırmış, yenmiş olmaz mıyız, olmuyor muyuz?