"Bana doğru koşarken gözleri minnet ve derin saygıdan gelen mutluluktan ışıl ışıldı, onu görünce ne yapacağını şaşıran gözlerim karşısında gözlerini minnetle aşağıya doğru eğdi. Oysa minnet ifadesi insanlarda çok nadir görülen bir şeydir."
"Hiçbir heykeltıraş , hiçbir șair, ne Michelangelo ne de Dante, son ümitsizliğin jestlerini, kendini sağanak halinde yağan yağmura teslim etmiș, kendini korumak için parmağını bile oynatamayacak kadar kayıtsız ve yorgun olan bu yaşayan insan kadar güzel hissetmemi sağlayamazdı."
"Birbirimize karşı davranışlarımız nazik gibi görünse de, masamızın kendi halinde sakin ve hoșsohbet topluluğunda bir șeyler telafi edilmeyecek kadar zarar görmüştü."
"Beş ya da on kez kendimi toparlayıp ona doğru gitmek istedim, ama her seferinde ya utangaçlık duygusu ya da belki düşen insan kendine yardım edeni de kendisiyle birlikte sürüklemekten hoşlanır şeklindeki içgüdüsel sezgi beni şiddetle geri çekti; bu gelgitin ortasında durumumun saçmalığını ve gülünçlüğünü kendim de hissediyordum. Buna rağmen ne onunla konuşabiliyor ne çekip gidebiliyor ne bir șey yapabiliyor ne de onu bırakabiliyordum."
"Kaybetmek ve kazanmak, beklenti ve hayal kırıklığına dair her evre, tutkunun esir aldığı bu yüzdeki sinirler ve jestlerin oluşturduğu hummalı çizgilerden okunuyordu."