D o ğ a k a r ş ı t ı ahlak, yani şimdiye dek öğretilmiş, saygı duyulmuş ve vaaz edilmiş olan hemen her ahlak, tam tersine, tam da yaşamın içgüdülerine
k a r ş ı yönelir — bu içgüdülerin kâh gizliden gizliye, kâh yüksek sesle ve küstahça
y a r g ı l a n ı ş ı d ı r. “Tanrı kalbin içini bilir” demekle, yaşamın en düşük ve en yüce arzularına hayır der ve tanrıyı
y a ş a m ı n d ü ş m a n ı olarak görür… Tanrının hoşuna giden aziz, ideal hadımdır… “Tanrının krallığı”nın
b a ş l a d ı ğ ı yerde, yaşam sona erer…
Radikal yöntemler sadece dejenere olmuşlar için kaçınılmazdır; istencin zayıflığı, daha doğrusu, bir uyarıya tepki vermeme yeteneksizliği, dejenerasyonun yalnızca bir başka biçimidir.
Ortada örneğin cinsellik hakkında, kıssadan hisse niyetine “gözün sürçmene neden oluyorsa koparıp at onu” denilmektedir: ne mutlu ki hiçbir Hristiyan bu talimata uymuyor.