Aslında doğru kişiyi bulmak çok zor! Bazen yanlış ilişkiler kurmanın, ruh ikizimizi bulana dek hatalardan ders almayı öğrenmek için gerekli bir ceza olduğunu düşünüyorum. 
Saklı Yürek: Geçmişin Gölgelerinde Bir Benlik Arayışı
Ferzan Özpetek, sadece kamera arkasında değil, kağıt üzerinde de bir atmosfer ustası olduğunu bu romanıyla bir kez daha kanıtlıyor.
Saklı Yürek, merkezine Alice’i alarak bir kadının duygusal büyümesini, aile sırlarını ve kendi sesini bulma çabasını anlatıyor.
Alice karakterinin en dikkat çekici yanı, kusursuz bir kahraman olmaması; aksine, hepimiz gibi kırılgan, sorgulayan ve dönüşen bir kadın olması. Özpetek, Alice’in duygularını ve benlik arayışını öyle bir hassasiyetle dile getiriyor ki, okurken onunla birlikte Roma sokaklarında yürüyor, onun korkularını ve arzularını kendi kalbinizde hissediyorsunuz. Karakterin içsel çatışmaları, bir kadının toplum ve aile içinde "kendi olma" mücadelesini çok güzel simgeliyor.
Özpetek'in kalemi ağır değil; tam tersine okuyucuyu yormadan içine çeken, su gibi akan bir yapıya sahip. Yazarın yönetmen kimliği burada devreye giriyor; betimlemeleri o kadar canlı ki, sahneler zihninizde bir film karesi gibi canlanıyor. Bu görsel anlatım, kitabı okunması kolay ama etkisi kalıcı bir eser haline getiriyor.
Sonuç olarak; Saklı Yürek, sadece bir hikaye anlatmıyor, aynı zamanda okuyucuya kendi içindeki "saklı" kalmış duygulara bakma cesareti veriyor. Alice'in değişimine tanıklık etmek, hem hüzünlü hem de umut dolu bir deneyim sunuyor. Okuyacak herkese tavsiye ederim ve yönetmenin filmlerini de mutlaka izlemelisiniz.
Ferzan ÖzpetekSaklı Yürek