Zarifin kendisi incedir ama yürüdüğü yol, diken ve çalılarla kaplıdır. Yine de iç sesi şöyle devam eder: Yoldan bir taşı kaldır, bir insana merhaba de, bir kuşu sev ya da bir çiçeği, bir kediyi ya da. Gücün yetiyorsa bir sızıyı gider, birinin gözyaşını sil, kendine de başkalarına da ferahlık ver.
Zarif olmak, incelikli fikirlerle beraber üzüntüleri, kederleri, haddinden fazla sorumlu hissetmeyi de getirir. İnsan, içinde narin ve zarif olan ne varsa oralardan kırılır, yaralanır. Ruhu güçlendiren de bu kırılışlardır.
Güzel, sahiden de bağrı çok yanmış, feleğin imbiğinden geçmiş olandır. Zarif olanın iç sesi hep şöyle konuşur: Gereğinden fazla ince düşüncelisin, bu sana güzellikler, narin bir dikkat, kimsenin görmediği zarif detaylar ve açık bir bilinç bahşettiği kadar keder, üzüntü ve acılar da getirecek ve bilirsin ki ölçüyü aşan her şey zıddına dönüşür. Hak etmeyene gösterdiğin her incelik, kendi hakkına girmendir ve çoğu zaman sana pişmanlık olarak döner.