Kemalizmin altı oku gökten zembille inmedi.
Laiklik, milliyetçilik ve cumhuriyetçilik, Fransız Devrimi' nin etkisini yansıtıyordu; halkçılık, devrimcilik ve devletçilik de Sovyet Devriminin…
Ama bu kavramlara verilen içerikler esnekti, tartışılmaz kalıplar değildi.
Türkiye ' nin koşullarının ürünüydü ve o koşulara bağlı olarak zamanla değişebiliyordu.
Kemalizmi altı ilkenin alt alta sıralanmasından oluşan bir dogma sananlar, akıllarına geleni söylüyorlar. Hem de kimisi bilim adına, kimisi de siyasal deneyimleri adına.
"Altı oku unutup sıfırdan başlamadan CHP büyüyemez, " diyenler var.
"Milliyetçilik sosyal demokrasiyle bağdaşmaz, " diyenler var.
"Halkçılık gericiliktir, " diyenler var.
"Devleti kutsallaştıranlar solcu olamaz, " diyenler var.
CHP'nin yeniden doğuşunu umutla bekleyenler ise bu yanlışlıklar komedisi içinde şaşkınlar. Bunları söyleyenleri ya isimlerine ya da isimlerinin başındaki unvanlarına bakarak ciddiye alıyorlar.
Bu savların sahiplerinin kimisi iyi niyetli, kimisi değil. Ama aralarında ortak bir nokta bulunduğuna kuşku yok.
Hepsi de Kemalizmi ancak General Evren kadar anlamışlar!..
İlk öğrenci ayaklanmaları başlarken de ilk cesur çıkışı Hacettepe yapmıştır. Danışma niteliğinde de olsa, öğrencinin de temsil edildiği karma kurullar Türkiye'de ilk defa Hacettepe 'de kurulmuştur.
Türkiye 'de egemen sınıflar ve onların temsilcisi durumundaki hükümet güç durumdadır. Ya kapitalist kalkınma yoluna ya da 1961 Anayasasının getirdiği bazı hak ve özgürlüklere hayır demek zorundadırlar. Çünkü bilinçlenen sınıfların isteklerine, kapitalist sınıfın yatırım arzularını öldürmeden olumlu bir cevap verebilme olanağı kalmamıştır.
Kitlelerde uyanan hoşnutsuzluklara kendi yararlarına dokunmadan çözüm yolu bulamayan egemen sınıflar, toplumsal düzeni ancak şiddet yöntemleri ile koruyabilir hale gelirler.