"Duyduğuma göre bu kaplama senin gibiler ve Luxenler için çok acı vericiyimiş. Hem Luxenleri hem de mutasyona uğrattıklarını tümüyle etkisiz hale getirilebilen neredeyse tek şey. Oniksi aralarında yakutun da bulunduğu bazı taşlarla karıştırdıklarında, böyle bir reaksiyon ortaya çıkıyor. Birbirine çarpıp, seken çıkış yolu arayan iki foton gibi. Senin mutant hücrelerine böyle yapıyor işte."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Güldüm. "Pekala hadi yapalım şunu."
Bir uzaylı ile Noel ağacı süslemek değişik bir deneyimdi. Başını hızla kaldırınca televizyon koltuğunu pencerenin önünden çekti. Küçük lambalar havada asılı duruyor ve fişe takılı olmadan ışık saçıyordu.
Güldük, hem de çok.
"Buldun mu peki?" diye sordum uykulu bir şekilde.
Neyi buldum mu Kedicik?" Elini göğsünün üzerine koydu.
"Aradığını?" Daemon gözlerini açtı ve bana baktı.
"Evet, bazen bulduğumu düşünüyorum."
Ona tekme attım ama ayak parmakları mı yakaladı
"Artık gidebilirsin."
"Bu çorapları cidden sevdim."
"Ayağımı bana geri ver." diye emrettim. "Üzerlerinde ren geyiği olduğu ya da dizine kadar tırmandığı için değil." Sanki mesafe çok fazlaydı da.
"Ayaklarına eldiven giymişsin gibi duruyor." Gözlerimi devirerek ayak parmaklarımı kırdım.
"Ben onları böyle seviyorum. Hem onları eleştirelim deme. Atarım seni kanepeden." Tek kaşını kaldırdı ve çoraplarımı incelemeye devam etti.
"Çorap eldiven ha? Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim. Dee bunları görse bayılır."
Cumartesi günü ben daha girmeden duştan su akmaya başlamıştı. Pazar gecesi yatak odamın kapısına doğru yürürken kapı açılmış ve suratıma çarpmıştı. Bütün bunların üstüne bir de bu sabah uyuyakalıp ilk iki dersi kaçırmıştım. Ve ne giyeceğimi kara kara düşünürken, gardırobumun içi yere boşalmıştı.
Ya bi uzaylıya dönüşüyordum ve karnımdan dışarıya emekleyerek bir uzaylı çıkacaktı ya da kafayı yemiştim.