PKK faaliyetleri açısından; HAKKARİ, ÇUKURCA, ULUDERE, ŞIRNAK, GÜRPINAR, ÖZALP, ÇATAK, ŞEM-DİNLİ'den daha ileri düzeydedirler.
Buralarda yapılacak yoğun bir çalışma ve gerilla faaliyeti ile ŞEMDİNLİ zaten tecrit edilmiş olacaktır.
1991 yılı sonu geldi ama koruculuğu çözemeyen A. ÖCALAN, bu affı 1992 Nevruz'una kadar uzattı.Bu sefer sert tehditler savurdu.
Hatta seçtirip Ankara'ya gönderdiği bazı kişileri bölgedeki koruculara göndererek aracılık yapmalarını istedi.
Bu muhteremler köy köy dolaşarak korucularından T.C.'nin silahlarını bırakarak APO'nun silahlarını almalarını, APO'nun emrine girmelerini istediler.
Bu durum, kimseyi şaşırtmasın! Bunlar, Türkiye'nin utanç verici gerçekleridir. Ne yazık ki, daha çirkin hadiseler de olmaktadır.
Fakat, korucular bu muhteremleri de dinlemediler. Bunun üzerine APO, canilerine gerekli işaretleri verdi ve peşpeşe koruculara, çocuklarına, kadınlarına, hayvanlarına karşı katliamlar başladı.
Korucular, aile efratlarıyla birlikte toplu katliamlara maruz kaldılar.
O Ankara'da keyif çatan sayın bazı kişiler ise; "yok canım, PKK katliam yapmaz, bu iş olsa olsa Kontr-gerillanın işidir" diyerek, dalgalarını geçtiler.
Ama atalarımızın bir sözü vardır; "alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste". Zavallı korucuların kanları dökülürken, zevkten dört köşe olan muhteremler; bu dünya size de kalmaz!
Masum insanların kanı üzerinde attığınız sevinç çığlıkları, uzun vadede sizlere mutluluk getirmez!