Kasım 1998'de Aktüel Dergisi'nde yayınlanan kasette ilginç bir konuşma deşifre edilmişti.
Bu kez taraflar Susurluk'un önemli iki ismi, Korkut Eken ve Alaattin Çakıcı'ydı.
"Eken- Ben bunu şeye, Orhan Bey'e (Taşanlar'a) söylesem mahsuru olur mu senin için? Senin söylediğini söyleyeceğim.
Çakıcı- Valla abicim işte ...
Eken- Yani, abi bir yardım et, filan dedi bana. Belki, dedi, o dışarıdaki senin arkadaşının bilgisi olabilir, dedi. Alaattin sen istemiyorsan ben söylemem yani.
Çakıcı- Yalnız bu şey, bu bana anlattığın konu için, patron var ya,
Eken- Heee ...
Çakıcı- Onunla bir konuş. O okey derse anlıyor musun, o İstanbul'dakine, benim anlattıklarımı anlat.
Eken- Tamam Alaattin.
Çakıcı- Anladın mı abi?
Eken- Anladım, tamam."
Aslında Çakıcı' nın sıkıntısı, cinayetin kendisinin üzerinde kalmasından endişe etmesiydi.
Cinayeti kimin işlediği konusunda ayrıntılı bilgiler Orhan Taşanlar'a çeşitli kanallardan ulaşmıştı.