Cinayeti organize edenlerden Şükrü Elverdi ise, 12 Eylül'den önce Bursa'da Ülkü Ocakları Başkanlığı yapmıştı. Daha sonra Malki cinayetine adı karışacak olan Mehmet Sümbül, Fazlı Taştan ve Metin Kaplan gibi isimlerle bu dönemden beri tanışıyordu.
MHP davasında adı geçince 1981'de Fransa'ya kaçtı. 10 yıl boyunca orada kaldı ve bir Fransız kadınla evlendi. 1991 'de Türkiye'ye döndü, kısa bir tutukluluk halinden sonra serbest kaldı.
12 Mart döneminin kudretli paşası Ali Elverdi'nin yeğeni olan Şükrü Elverdi, serbest kalınca eski arkadaşlarını buldu.
Bu arada Malki, en büyük hayali olan banka alma konusunda adımlar atıyordu.
Sümerbank'a Hayyam Garipoğlu ile birlikte ortak olurken, işin içine yine Evcil, dolayısıyla Çakıcı girdi. Resmi olmasa da Evcil, bankanın yüzde 25 ortağı olmuştu.
Üstelik Malki'ye olan borcu da giderek artıyordu.
Malki'nin Evcil'e olan yardımı sadece bankalarla tanıştırmakla sınırlı değildi. Zeytin fabrikası için de tanıdıklarını devreye soktu. İspanya'da bulunan ve Evcil'e zeytin fabrikası kuran firmanın sahibi de Yahudiydi ve Malki 'yle de tanışıyordu.
Evcil'le Malki birlikte önce İspanya'ya, oradan da New York'a uçtular. Kaliforniya'da zeytinde dünya devi olan Decarter firmasıyla görüşme yaptılar.
Bu arada da New York'ta uçak almak için görüşmeler yaptılar. Falcon 50 tipi bir uçak alarak, İspanya üzerinden Türkiye'ye döndüler. Aralarındaki yakınlık iyice artmıştı.
Çağlar stoklarını bir ölçüde azaltmıştı. Ama bu kez de siyasetin kıskacı onu sıkıştırmaya başlamıştı. Karşısında İstanbul sermayesinin desteklediği bir başbakan vardı.
Daha da kötüsü bu başbakan, kendisinden hiç ama hiç hoşlanmıyordu.
Tansu Çiller'in Bursa'daki yeni gözdesi Ali Osman Sönmez olmuştu.
Demirel'in has adamı Çağlar'la iyi geçinmeye hiç niyetli değildi.