ALESYA

ALESYA
(Audaces fortuna juvat)
Fuller II
"Soğuk savaş bitti. ABD'nin elbette büyük çıkarları devam ediyor. Ama artık hayati dediğimiz oranda çıkarları yok, ya da tartışmalı hale geldi. Artık dünyanın herhangi bir yerindeki bir soruna ABD'nin müdahalesi tartışılıyor. Bizzat ABD içinde çok tartışılıyor. İnsanlar, buna artık razı olmuyorlar. Para vermek ve kandırılmak istemiyoruz diyorlar. İkincisi insan hakları var. Yani şimdi insan hakları için yeni bir vurgu ve tanım var. Etnik kökenli ya da daha değişik temellerde. Üçüncüsü iletişim sonucunda herkes, Tibet'te ya da Türkiye'nin Kürt bölgesinde olsun dünyayı daha yakından izliyor. Kendi geleceği ile ilgili tartışmaları, benzer gelişmeleri takip ediyor. Ekonomik değişikliklerde de bu gelişmeler çok önemli pay sahibi. Bugün ulus devlet önemini yavaş yavaş yitiriyor.Ülkeler arasındaki ilişkiler hudut tanımıyor. Sınırlar zayıflıyor, bazen de yok oluyor. Bilhassa Avrupa’da."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Graham Fuller'le Söyleşi "Globalizm"
Her şeyden önce globalleşme sürecinin hem iyi, hem kötü tarafları var. Her zaman kazananları ve kaybedenleri var. Zannediyorum, globalleşme süreci içinde pek çok iç çelişkiler de var. Bir taraftan yerlilik var, bir yandan hepimiz aynı zamanda global vatandaşlığın bir parçasıyız. Ama yerlilik de güç kazanıyor. Bir anlamda hepimiz global vatandaş olamıyoruz, çünkü bu tatmin edici bir kimlik değil. İnsanlarda daha yakın ve sıcak olan bir kimliğe ait olma isteği ağır basabiliyor. Hatta şunu da söylemek mümkün. Globalizm, yerelliği adeta kışkırtıyor.
CFR'nin -tek Türk üyesi, "Rahmi Koç"
CFR'nin Türkiye'yi son yıllarda yakın markaja alan örgütün üst yapısının bugüne kadar seçilen tek Türk üyesi, işadamı "Rahmi Koç" olmuştur. (Bu çok önemli bir gelişmedir. Zira bugüne kadar CFR’nin Avrupa örgütü olan "Bilderberg" toplantılarına Türkiye'den liderler düzeyinde katılımlar olmuş ve bunlar ülke siyasetinde önemli sonuçlar doğurmuştur. Oysa bu kez seçilen üye son derece "farklı bir konum"dadır. Yani ilk kez "Türkiye'den tepeye" bir üye girmiştir.) Sonuç itibarıyla, Türkiye ile ve özellikle de "Yenilikçi hareketle" yakından ilgilenen bu yapılar, görünüşlerinin çok ötesinde, farklı "yüzlere ve özelliklere" sahiptir. Attıkları hiçbir adım ve yaptıkları hiçbir eylem "masum ya da sıradan" kabul edilemez. *Böyle kabul edenlerin sonu gerçekten hiç beklemedikleri gibi olmuştur.
CFR nin Avrupa'daki alt örgütü *Bilderberg
"CFR" için önce üst masonik kadroları ile dev uluslararası şirket kadroları bir araya geldi. Ardından CFR'nin altyapısı olarak, Türkiye'yle de yakından ilgilenen "Bilderberg" grup ortaya çıkarıldı. Böylece CFR; kendisinin Avrupa'daki alt örgütünü Bilderberg olarak şekillendirdi. Daha sonra ise bir başka önemli yapı ortaya çıkarıldı. ABD-Avrupa-Japonya’daki sermaye ve banka tekellerinin katılımıyla, Trilateral Komisyon oluşturuldu. İşte "dünyayı yöneten," en azından önemli ölçüde şekillendiren bu inanılmaz güçlerin bileşkesi, "(CFR) Dış İlişkiler Konseyi" olarak örgütlenmiştir.
AIPAC, Washington’un Kralı
Türkiye'deki siyasî gelişmelerle çok yakından ilgilenen bir başka önemli kuruluş, AIPAC. AIPAC; American-Israel Public Affairs Committee ( Amerikan-lsrail Halkla İlişkiler Komitesi), gerçek anlamda "Başkentin Kralı" Son dönemde ele geçirdiği güçle, Yahudilerin en güçlü kuruluşu haline gelen AIPAC, gerçekte bir "halkla ilişkiler kuruluşu" olmanın çok ötesinde bir yapılanmadır. Findley’in ifadesiyle Kral, başkentte neyi isterse elde edecek güce sahiptir... Güçlü istihbaratı ile, İsrail ve Yahudiler aleyhindeki her şeyi kısa sürede duyan AIPAC için eski bir senatör olan "Paul Mc Closkey" şu tanımı yapıyordu: "Kongre, AIPAC’ın estirdiği bir terör fırtınası altındadır." Bir başka senato üyesi "Paul Weyrich", çalışma yöntemlerini şöyle anlatıyor: "Eğer onlarınn hoşuna gitmeyen bir şey yaparsanız, rezil edilirsiniz. Uyguladıkları baskı, senatörlerin, özellikle de destek arayan senatörlerin bakış açısını kolaylıkla değiştirecek kadar büyüktür." Kongrenin büyük bölümü bu baskıya boyun eğmiştir ve böylesine organize bir güçle çatışmaya girmek istememektedir. Yine bir Kongre üyesi "Clarence D. Long", Findley’e şunları anlatıyordu: "Çok uzun zaman önce AIPAC'ın benden istediği her şeyi kabul etmeye karar verdim. Onların yaptıkları "baskılarla" karşılaşmak istemiyordum. Bu yüzden kararımı verdim, istediklerini yapıyorum ve desteklerini alıyorum." Aslında AIPAC Kongre üyelerinden bir tek konuda talepte bulunmaktadır. İsrail lehinde parmak kaldırmak. Yoksa, örgütün "eylem alarmı" dediği sistem devreye girer ve söz konusu kişi ya da kuruluşun hayatı "zindan"a çevrilir. Telefonlar, fakslar, tehditler, küçük uyarılar peş peşe gelir ve rakip ikna edilir.