Huzur istiyorum; evet, huzurlu olmak için tüm dünyayı beş kuruşa satardım. Çay mı istersin, yoksa dünya yerin dibine mi girsin diye sorsalar ben, çayımı içeyim yeter, dünya batarsa batsın diye cevap verirdim.
“Gelecek kesin gelecek!” Sonra odada deli gibi koşarken bir yandan da “ Bugün olmasa bile , yarın gelecek; beni bulacak”! diye bağırıyordum. Ah şu saf yüreklerin lanet olası romantizmi! Ah şu sefil duygusal ruhların bayağılığı, ahmaklığı , saflığı! Nasıl anlayamaz insan ? Nasıl anlamayı başaramaz?