Bir insanin aklını kaybetmesi bazen bir anda
olmaz; sessizce başlar, kimsenin fark etmediği yerden. Gogol'un Bir Delinin Günlüğü tam da bu sessizliğin yankısı.
Poprişçin'in dünyası yavaşça çözülürken,
aslında biz de kendi iç sesimizle karsılasıyoruz. Gerçeklik kayboldukça, insanın içindeki boşluk büyüyor. Toplumun dişina itilen bir adamın çığlığı gibi... ama o çığlik çoğu zaman sessiz. Okurken, "delilik" dediğimiz seyin bazen sadece fazla hissetmek, fazla düşünmek ve fazla yalnız
kalmak olduğunu fark ediyorsun.
Belki de en delice şey, bu dünyada aklı korumaya çalıişmak. (İncelemeyi çok beğendiğim için paylaşıyorum. Yusuf karataşın eline sağlık)