1912'de kurulan Thule Cemiyeti'ne sadece Almanlar alınıyordu. Üye olmak isteyenler, Alman olduklarının kanıtı olmak üzere ayaklarının detaylı bir resmini cemiyete vermek zorundaydılar.
Thule Cemiyeti, Adolf Hitler de içlerinde olmak üzere çok sayıda Alman'a ulaşmayı, onları çatısı altında toplamayı başardı. Hatta İtalyan faşisti Mussolini'nin bile dikkatini çekti.
Adı birkaç cinayet ve darbeye karışan Thule Cemiyeti, sonunda Almanya'da yönetimi ele geçirecek; ırkçı ve korkunç bir diktatörlüğün kurulmasına ön ayak olacaktı.
Sonrasını hepimiz biliyoruz.
Üyeleri arasında Adolf Hitler, Rudolf Hess, Heinrich Himler, Hermann Göring gibi ünlü Alman ırkçılarını da bulunduran Thule Cemiyeti'nin hareket noktası "aryan ırkın yüceltilmesi"ydi.
Üstün aryan ırkı yeniden oluşturmak ve Hristiyanlık öncesi Alman inanç ve kültürünü geri getirmek isteyen Thule Cemiyeti, bu yolda önüne efsanevi Mu Kıtası'nı bulmayı görev olarak koymuştu.
“Rusya'daki bu alan her zaman için Almanya'nın hakimiyetinde olmalı. Oradaki halkı eğitmeye çalışmak, yapacağımız en büyük hata olur. İnsanların ancak yollardaki tabelaları okuyacak kadar bilgi sahibi olması işimize gelir. Şu an okuma yazma bilmiyorlar. Bu durum böyle devam etmeli. Fakat tabii ki insanların insan gibi yaşamaları sağlanmalı. Bu bizim de işimize gelir.”