1933’te Adolf Hitler iktidara geldiğinde ilk hedeflerinden biri üniversiteler oldu. Yeni yasalar yürürlüğe girdiğinde Almanya’daki akademik kadroların yaklaşık üçte biri görevden uzaklaştırıldı. Özellikle Yahudi kökenli veya rejime muhalif akademisyenler üniversitelerden tasfiye edildi. Almanya, bilim tarihinin en parlak kuşaklarından birini birkaç yıl içinde kaybetti.
Sürgüne gönderilenlerin bir kısmı Nobel ödülü sahibiydi; önemli bir bölümü ödüllerini daha sonra aldı.
Tarih hiçbir zaman birebir tekrar etmez. Ancak otoriter sistemlerin kullandığı yöntemlerde dikkat çekici benzerlikler görülebilir. Üniversiteler özgür düşüncenin üretildiği kurumlardır. Özgür düşünce ise her otoriter yönetim için potansiyel bir tehdit olarak görülür.
Ölümünden sadece beş yıl önce tamamlanan bu tablo, tipik olarak Friedrich için fânilik ve hayatın geçiciliği üzerine melankolik bir meditasyondur. Alacakaranlıkta bir Baltık Denizi limanı görüyoruz. Ön planda, sırtını izleyiciye dönmüş, limana bakan bir yetişkine ve bir üç çocuğa doğru yürüyen yaşlı bir adam var. Figürler, limanda gösterilen ve her biri kıyıdan farklı bir mesafede gösterilen beş gemiyle yankılanıyor; bu, hayatlarının farklı aşamalarına, bir yolculuğun sonuna, ölümün yakınlığına alegorik bir göndermedir. Figürlerin Friedrich ve ailesine ait olduğu belirlenmiştir: Yaşlı adam sanatçının kendisi, genç olanlardan biri oğlu Gustav Adolf, küçük kızı Agnes Adelheid, büyük kızı Emma, silindir şapka takan yetişkin erkek ise yeğeni Johann Heinrich.