Bir adres meselesi
İkematgahı dünyadan başka bir gezegene alabiliyormuyuz?
Devetabanı Günlükleri
Yalan. Hayatın devam ettiğini söylüyorlar. Ben inanmıyorum. Çünkü ben bu odada Senin gittiğin güne Bu dört duvarın arasında, zamanı saçlarından yakalayıp çiviledim duvara. O günden sonra takvimler değişti. Mevsimler değişti. Penceremin önünden insanlar geçti. Çocuklar büyüdü. Saçlar ağardı. Ama benim içimde hiçbir şey yerinden kıpırdamadı. Sen giderken arkanda bir boşluk bırakmadın. Bir mesafe bıraktın. Kimsenin aşamadığı bir mesafe. Dünya boyunca yüzler gördüm. Sesler duydum. İsimler işittim. Ama hiçbiri bana ulaşamadı. Çünkü ben insanlardan uzak değildim. Senden uzaktım. Ve bu ikisi aynı şey değildir. Sen gittikten sonra şiir yazmadım. Yazamadım demiyorum. Yazmadım. Çünkü şiir biraz da insanın içindeki adres meselesidir. Ben bütün mektuplarımı tek bir isme yazıyordum. O isim gidince zarflar da boş kaldı. Bazen gecenin bir vakti hiç sevmediğim bir şarkıyı başa sarıp duruyorum. Birisi görse deli sanır.
Reklam
Kurşun adres sormaz ki..
Müzik
En büyük arzumuz Mevla'nın sevgisini kazanmak yanılgısı.
​İnsan hiç vakıf olmadığı bir şeyi arzulamaz mı? Mevla'nın ruhundan üfleyip yarattığı kulu, ne ola ki O'nun sevgisini arzuluyor? O, "Ben size şah damarınızdan daha yakınım," dediği halde kul O'nu nerede arıyor? Nefsinin arzuları ardında kalan bu nidanın sesi neden kısık? ​Adres bu kadar sarih iken "Yok, yok... Ben Allah'ı arıyorum ama şu aradaki yolda bulsam olmaz mı?" demek değildir de nedir bu? " Sen varsın Rabbim ama seni öncelersem..." diye başlayan her cümle; zaten aslında sende olan, seni seven lakin senin kaybettiğini sandığın Rabbinden dünya çıkarları için bilinçli kaçışındır. Kaybetmeyi seçip, sonrasında en yakında olanı en uzakta aramak gafilliğine mütemadiyen düşmüyor muyuz? Hasılı... o veya bu sebeple kendimizden kaçmıyor muyuz hep? Vesselam... Hfz.ش🌾 17.haziran.2026 ☀️'e risâlelerim...
Duygu ve Düşünce
Lise arkadaşlıklarının, üniversite arkadaşlıklarının hiçbir zaman kalıcı ve gerçek olacağına inanmadım. İnsanları hep geçici veya bir süreliğine uzun gibi sınıflandırdım. Bunun sebebi çocukken birlikte büyüdüğüm birinin arkadaşlığını ve ilgisini kaybettiğimi görmekti. Bir de fiziksel zarar görmekti. Üstelik çocuktum. Suçum da yoktu. Öte yandan hangi ortama girsem yıldız değil, yan sanayi oldum. Unutuldum. Yok sayıldım veya düpedüz arkadaş olarak istenmediğim kötü bir şey yapmadığım halde yüzüme söylendi. Zamanla anladım. Belki sorun kadınlardadır diye düşünüp erkeklerle arkadaş olmayı üniversitede denedim ama erkekler arkadaş gibi bana yaklaşmıyordu. Geçici sohbetler edip gittim. Sonra en az 5 ilişki denedim. Madem arkadaşım yoktu. Ben de sevgili yaparım diye düşünmüştüm. Başka çarem yoktu. Ama içten içe biliyordum. Onlar da geçiciydi. Ben değişirler diye yersiz ümitlere girmiştim. Yalnızlık böyledi. Sonra onları da kökten nedenler bulup veya yaratıp bitirdim. Şimdi mi? Yalnızım. Arkadaş olmaya çalışan benimle geçen aylarda kadın oldu. Denedim. Konuşacak konu bulamadım. Ben pek buluşmayınca o da arkadaşlığımı sorguladı. Geç oldu ama özür diledim. Şimdi hala konuşmuyoruz ve o aramadıkça, yazmadıkça aramıyorum. Yani düzeleceğim sözünü de tutamadım. Kimi kandırıyordum ki? O da beni terk edecek. Biliyorum. Bu yüzden o beni terk etmeden terk edecek neden bulup gitmeliyim. Terk edilmekten korkuyorum. Terk edilmemek için insanları kendimden uzaklaştırıyorum artık bir negatif en ufak şey bile sezsem. Öyle ki elimden gelse ve param olsa ayrı eve ve hatta şehre çıkıp alıştıktan sonra bütün herkesten kopacak bir adım yapmayı düşünüyorum. Telefonumu değiştirmek ve kimseye vermemek. Adres de dahil. Zaten gün içinde işi düşmedikçe ne arayan ne soran var. Eskidendi o sözde merak
1000Kitap
Ne mi yapacağım bundan sonra? Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce. Şiir yazmayacağım bir süre, Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye. Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim. Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim. Falcı kadınlara inanmayacağım artık. Trafik polislerine adres sormayacağım, Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye…. Ne yapacağımı sanıyorsun ki? Tenin tenime bu kadar sinmişken, ömrüm azala azala önümden akarken, gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken.. Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime, bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım. Şükrü Erbaş
Şiir
Reklam
Reklam