Balıkçı köyünde yaşayan emekli inşaat mühendisi Ahmet Arslan'ın sakin bir hayat sürerken köylerinde bir cinayet yaşanmasıyla hayatının düzeninin değişmesiyle başlıyor kitabımız. Bu cinayet haberinden sonra kapısını gazeteci bir kız çalıyor ve bu cinayette öldürülen Arzu Kahraman hakkında bilgi almak istiyor. İş için geldiği bu evde merakına yenilerek Ahmet Arslan'ın geçmişi hakkında bilgiler de öğreniyor. Bu bilgilerle sadece katilin kim olduğunu değil büyük gerçekleri de öğreniyoruz.
•Denizler ötesine giden insan yanlızca iklimi değiştirmiş olur, aklını değil.
•Her insan bedeninin çürüyeceğini bilir ve bundan korkar, ama çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür; nedense bundan kimse korkmaz.
•Çünkü insan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor.
•...başıma gereksiz işler almamak, en azından tartışmalara girmemek için gerçekleri söylememeyi öğrenmiştim.
•İnsanın en kötü yalanı, kendine karşı olanıdır.
•İnsanın gövdesini dev bir silindirle ezebilirler ama ruhunu daha da kolay ezebiliyorlar.
•Fazla bilmek mutsuzluk getiriyor.