Ayrılıklar ne tuhaf. Aslında çok basit geliyor: Bir dakika önce, dört-beş dakika önce, kocası orada, yanındaydı, şimdiyse yok. Bir an onunla birlikteydi; sonraki an tek başına. Kendini fazla göz önünde, üşümüş gibi, soyulmuş soğan gibi hissediyor.
Kapının ahşap dikmesine iki eliyle birden tutunuyor. Her sey paramparça ama o kapıya tutunmak yapılabilecek en iyi, yapabileceği tek şeymiş gibi geliyor.