Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
Güneşe falan benzemez benim sevdiğimin gözleri;
Dudaklarının rengi hiç kalır mercan kızılı yanında;
Kar beyazsa eğer boz renk olmalı onun göğüsleri;
Tel tel denirse saçlara, kara teller biter başında.
Nice güller gördüm ben, pembeli, allı beyazlı;
Ama onun yanaklarında eser yok bence bunlardan.
Bildiğim kokuların çoğu herhalde daha hoş olmalı,
Sevdiğime yaklaştığımda, yüzüme vuran soluğundan.
Bayılırım dinlemeye o konuşurken ama, bilirim,
Çok daha güzel gelir aslında müziğin sesi kulağa.
Doğrusu tanrıçalar nasıl yürür görmüş değilim;
Ama sevdiğim yürürken basbayağı basıyor toprağa.
Yine de, tanrı hakkı için, çok güzel o, bana kalırsa,
Olmayacak yakıştırmalarla donanan kadınlara kıyasla.