Öncelikle şunun farkında olmak gerekiyor: Zamanın karşısında, bırakın canlıları, cansızlar bile direnemiyor. Kayalar toz oluyor, eşiklerdeki mermerler eriyor vs vs. Bu büyük eritmenin karşısında, zaten erimeye can atan etimizle kemiğimizle direnmemiz pek mümkün görünmüyor. Direnmeye çalışmak, evlerimizi sağlam yapmak için toprağa iki metrelik temeller atmaksa eğer; vaktiyle muazzam medeniyetlere başkentlik yapmış devasa şehirlerin, bugün toprağın iki üç metre altında kalması karşısında ne yapacağız?
Çalışma odamın penceresinden dışarıyı seyrediyorum. Karşıki yamaçta ateş yanıyor. Hemen not defterime şunu yazıyorum:”Bu ateş, sobanın içinde olsaydı dikkatimi çekmezdi. Demek ki dünya, görünmek üzerine kuruludur. Ve ancak, görünen şeyler hayret uyandırır…”
Meslek ile mesele arasındaki farkı önemsiyorum. Önemsiyorum çünkü, meslek sahibi işini kaybedebilir, iflas edebilir. Fakat mesela sahibi, meselesini, dolayısıyla kendisini kaybetmez.