içimdeki fırtınayı dindirebilseydim eğer, eğer yapabilseydim bunu, duygularımın esiri olmaz hayatıma daha iyi devam edebilirdim. ama yapamazdım, nasıl bırakabilirdim, bir kere karşı koyamıyordum, kendimi sınırladıkça daha da kaybediyordum, böyle zamanlarda elim kağıda gitmeseydi belki, belki daha iyi bir ruh haline sahip olabilirdim.
yaşadıklarımı çevreye aktarmak istemesem, insanlardan nefret etmeyi başarabilsem, her şey ne kadar da kolay olurdu! kimse için yaşamaz, kendi kendime yeter, kendim için yaşardım ya da, ya da yaşamak için bir nedenim kalmazdı.
neden korkuyorum bu kadar! neden? ben ki, ölmek için türlü şekillere giren ben, şimdi ölümün bu kadar yakınıma geldiğini fark ettiğimde neden geri adım atıp kaçmaya çalısıyorum? ah, bunların hepsi çevre etkisi.
ben ki ıssız bir adada yaşasaydım eğer, bütün bunlara gerek kalmadan hayatımı sürdürebilirdim. bedenime karşı koymaz, ölüm için yanıp tutuşan zihnimi sona erdirirdim. ama yapamazdım, yıllar önce ucu bucağı gözükmeyen gökyüzünü şimdi kapatan gökdelenlerin birinde, sevmediğim işi yaparken bir şeyler karalayıp dünyadan kopmaya çalışan ben, yapamazdım.
belki başka bir dünya da, bu dünya güzellikle donanmayı hak etmeyecek kadar kötü.