tapınıyorum oaro

tapınıyorum oaro
@aena
ya kanka ben istemez miyim bir sürü kitap okuyayım ama olmuyor yks'ye hazırlanıyorum.

tapınıyorum oaro

, bir kitap okudu
7/10
·151 syf.·
27 saatte okudu
·
2020 3. kitabı
H. P. Lovecraft
7.8/10 · 2.678 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
sıfır BENİM SONUM SENİN BAŞLANGICIN OLSUN
dalgalı saçları ve kahveye boyanmış iri gözleri, kusursuz ve biçimli vücudunun üstüne giydiği şişme montuyla uyum içinde yüzüyor, uzun perçemlerinin birkaç tutamının alnına düştüğü saniyelerde onu izlediğimi anlayıp, düzenli kaşlarını çatıp durduğu yerden kıpırdanmaya başlıyordu. benden rahatsız değildi, bunu biliyordum ama beni içten içe sevmediğini hissetsem de onu izlemekten kendimi alamıyor, saatlerce yolu kırık dökük bir parkta geceleyin ay gibi parlamasını izlemek için geliyordum. aşık değildim sadece küçük bir hoşlantı ve büyük bir hayranlık besliyordum ona karşı. gün aksatmadan gittiği spor salonu ve akşamında kaldığı tenis antremanından sonra üşenmeden kütüphaneye gelip, ders çalışması ilk zamanlarda farkında olmadığım bir durum olsa da aralık ayının sonlarına doğru bu yorucu hayatının farkına varmıştım. benim gibi hâlâ hedef seçmekten aciz bir insan için onun bir güne bu kadar şey sığdırması bende inkar edilemez bir ilgi uyandırmıştı. o, günlerini spora göre düzenliyor ve her şeyi sırasına göre yapıyordu, ben ise kendi düzensiz hayatımı onunla karşılaşmak için esnetmiş, kendime yorucu bir plan hazırlamıştım. onun, gün gün gittiği spor salonuna yazılıp, spora başlamış kendime daha sağlıklı bir beden yaratmıştım. zararlı yiyecekleri hayatımdan çıkarmış sebze ve meyveleri almıştım. onun sayesinde pek çok hobi sahibi olmuştum. ortaokulda bıraktığım resme yeniden başlamış ve ilerlemiştim. çoğu resmim sergide sergilenmeye başlamış, onu birkaç kere resimlerime bakarken yakalamıştım. o günkü hissettiğim duygu karmaşasını zaman zaman ona bakarken yine yaşıyordum ama o zamanki görüntünün ve hissettiklerimin manevi değeri benim için çok önemliydi ve değerliydi. onun için, akşam kafa dağıtmak ve günün yorgunluğunu unutmak için gittiği yerdeki, 50x60 tuvale yapılmış
GİRİŞ: EZİNÇ BATAKLIĞI
daha önce duymadığıma yemin edebileceğim naif sesli bir çalgı, sağ tarafımdaki derin çukurdan geliyor hafif esen rüzgarla beraber harmanlanıp; dağların derinliklerine kadar uzanıyordu. ellerim, kollarım ve bacaklarım toprağa sabitlenmiş adeta bir mühür gibi kazınmıştı, vücudumun geri kalan kesimi soğuğu hissediyor, az çok bir çamur birikintisinin içinde olduğunu kestiriyordu. her yeri çok net bir şekilde görüyordum ama gözümü bilincim yerine geldiğinden beri hiç açmamıştım. sesler duyuyor, kokular kokluyordum tenim her şeyin farkın varıyordu; oysa sadece bir izleyiciydim. yukarıdan görüyor, elleme iznim olmadığını bildiğim halde uzanmak için kendimi feda edecek kadar yoğun duygular besliyordum. elim dokunmak için gidiyor belki de dokunuyordu sonra, sonra ne olduğunu anlayamadan kendimi bilinci açık yatarken buluyordum. gündüz ve gece kendini takip ederek ilerliyor, her iki dakika da bir renkler değişiyormuş gibi geliyordu. nerede olduğumu bilmiyordum ama tanıdık ve maneviyatı benim için çok fazlaydı. küçüklükten itibaren gözlerimi her kapattığımda kendimi içinde bulduğum bir evren. buraya nasıl girdiğimi bilmiyor, içerideki kimseyi tanımıyorum. çıkmak istemediğim zamanlar, evrende sıkışıyor kendime bir hapishane ortamı yaratıp, azap içinde zamanın geçip gitmesi için yaşıyorum. oysa en mutlu olduğum zamanlar, bir kirpik darbesiyle gerçekliğe dönüyorum. yüzümdeki gülümseme solamadan tanıdık insanları fark edip, uyum sağlamaya çalışıyorum. ama, ama tek sorun burada, değil mi?
00'c HEPİMİZİN ORTAK NOKTASI AYNI.
içimdeki fırtınayı dindirebilseydim eğer, eğer yapabilseydim bunu, duygularımın esiri olmaz hayatıma daha iyi devam edebilirdim. ama yapamazdım, nasıl bırakabilirdim, bir kere karşı koyamıyordum, kendimi sınırladıkça daha da kaybediyordum, böyle zamanlarda elim kağıda gitmeseydi belki, belki daha iyi bir ruh haline sahip olabilirdim. yaşadıklarımı çevreye aktarmak istemesem, insanlardan nefret etmeyi başarabilsem, her şey ne kadar da kolay olurdu! kimse için yaşamaz, kendi kendime yeter, kendim için yaşardım ya da, ya da yaşamak için bir nedenim kalmazdı. neden korkuyorum bu kadar! neden? ben ki, ölmek için türlü şekillere giren ben, şimdi ölümün bu kadar yakınıma geldiğini fark ettiğimde neden geri adım atıp kaçmaya çalısıyorum? ah, bunların hepsi çevre etkisi. ben ki ıssız bir adada yaşasaydım eğer, bütün bunlara gerek kalmadan hayatımı sürdürebilirdim. bedenime karşı koymaz, ölüm için yanıp tutuşan zihnimi sona erdirirdim. ama yapamazdım, yıllar önce ucu bucağı gözükmeyen gökyüzünü şimdi kapatan gökdelenlerin birinde, sevmediğim işi yaparken bir şeyler karalayıp dünyadan kopmaya çalışan ben, yapamazdım. belki başka bir dünya da, bu dünya güzellikle donanmayı hak etmeyecek kadar kötü.