Düşünüyorum da kafamın içindekileri toparlayamıyorum... Her duygu ve durum hakkında çıkarımlar yapmak hayatımın amacı haline gelip beni gerçeklikten kopartıp, düşünce alemime sokuyor. Bıraktığım her izin yavaş yavaş dünyadan silinip beynimde damgalanıp koyu bir lekeye dönüşüyor.
Attığım her adım beni geriye düşürüp, eksilere sürüklemesi sence de normal mi? Denizin dalgaları bana doğru değil de geriye akması, güneşin tepeden aşağı sarkıp altımdan bana gülümsemesi peki normal mi. Ben, ben sizin dünyanızı hatırlamıyorum...
Hatırladığım tek gerçeklik şu an olan. Az sonra bütün,bunları unutacağım ve şimdiyi yaşamaya devam edeceğim. Aklımdakileri toparlayamıyorum...
Ben kimim? Sen, sen beni tanıyor musun? Daha önce karşılaştık mı seninle? Bana hiç gülümsedim mi? Dokundum mu sana, merhaba dedim mi? Söylesene! Bana cevap versene! Bakma yüzüme öyle, bakma!
Kafayı yemek üzereyim. Ben kimim unuttum, başkalarında arıyorum artık kendimi. Senden bir parça götürüp kendim yapacağım, ona boyun eğeceyim ve sevmediğim halde sürdüreceğim.
Sana tanıdık geliyor muyum? Bana cevap ver artık! Lütfen, benimle konuşmana ihtiyacım var. Lütfen.
Başımı ağrıtan bu gürültüde ne? Niye herkes bir anda konuşmaya başladı. Susun! Susun artık. Herkesin fikrine ihtiyacım yok sadece, sadece seninkine ihtiyacım var. Konuşmana bana yol göstermene muhtacım. Yeter ki konuş... Konuş ve susma.