(spoiler)
Neredeyse bir günde bitirdiğim akıcı bir kitaptı. Okurken güldüğüm yerler oldu. Kitaptan tek beklentim de buydu zaten. Başlığı yüzünden daha çok bir tarot falı sonrasında kızın fala göre haraket edip esas oğlanı bulacağı tatlı bir hikaye olacağını düşünmüştüm ama hiç öyle olmadı. Hatta falın tek işlevi sayfa doldurmak falandı. Kız her gün milyon tane fal okuyup hiçbirine inanmayıp kendi kendine konuşuyor. Kitabın en büyük problemlerinden biri ana karakterdi. Daha kitabın en başında canım çok acıyor, insan bazen ölmek ister şudur budur diye şikayet etmeye başladı. Halbuki bunları söylecek bir derdi bile yoktu. İşsizim, aşksızım, arkadaşsızım diye bütün kitap boyunca şikayet etmeye devam ediyor yine de bu konuda bir eylemde bulunmuyor. İş bulduğu zaman beğenmiyor, var olan arkadaşlarını beğenmiyor ki bunda haklılık payı da var ama ne Okan’la ne de Öykü’yle de düzgün bir arkadaşlığını görebiliyoruz, düzgün bir arkadaşlık kurmak için çabalamıyor da. Öykü daha çok arkadaş olmak istiyor. Bütün bir kitap boyunca da bunu bekledim aslında, gitsin derdini anlatsın artık Öykü ya da Devrim’e diye. Devrim’i de çok kısa sürede harcadı, Giray’ın sevgilisi olduğu ve ısrarla ayrılmadığı için acaba onunla mı olacak diye düşündüm o da olmadı. Her zaman aşık olmalıyım, aşk arıyorum diyen karakterler bana itici gelmiştir zaten o yüzden de daha kitabın başında ana karaktere tilt olmaya başladım. Kitabı bitirdikten sonra tatlı bulduğum yerleri işaretlemek için dönüp baktığımda sadece Bukle’nin ağladığını fark ettim. Tatlı bulduğum birkaç yeri de sırf Bukle iki saniye sonra ağlıyor, ortamı bozuyor diye işaretleyemedim. Giray ve Gözde’ye gelecek olursam madem ilişkiniz dostluk üzrene, madem Gözde Giray ve Bukle’nin olmasını istiyor hatta onları yalnız bırakıyor neden ayrılmadılar
Tarot FalımBüşra Köprü · Ephesus Yayınları · 2018217 okunma