Puan vermedi·224 syf.··
2026 12. kitabı
Herkese merhaba Kitap, geçmişte yaşadığımız pişmanlıkların, kırgınlıkların ve başarısızlıkların insanın bugünkü hayatını nasıl gölgelediğini anlatıyor. Evet geçmiş değiştirilemez ama ona yüklediğimiz anlamlar değiştirilebilir. Bu nedenle affetmek, kabullenmek ve ders çıkarıp yola devam etmek, mutluluğun temel taşları arasında yer alıyor. Kitap yalnızca geçmişi geride bırakmayı değil, aynı zamanda geleceğe cesaretle yürümeyi de teşvik ediyor. Olaylara istikrarlı ve tutarlı yaklaşmanın büyük değişimler yaratabileceği, olumlu düşüncelerin ise eylemlerle birleştiğinde hayatı değiştireceğinden bahsediyor. Okuyucuya kendi değerini fark etmesi, korkularının esiri olmaması ve yeni başlangıçlara açık olması gerektiği hatırlatılıyor. Açıkcası klasik bir kişisel gelişim kitabı okudum diyebilirim.
Geçmişe Bay Bay Geleceğe Hay HayDilek Cesur · Kronik Kitap · 2025351 okunma
8/10
·203 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:43
Kitabın tekniği alışılagelmişin dışında. Hem romanı yazan yazar var hem de bu romanın baskahramaninin el yazısı notları. Asıl romanın konusu ülkelerinden kaçan mültecilerin tercih ettigi Stockholm'de yaşadıkları. İlk başta tek bir kişiye odaklanıyor ama sonlara doğru diğer multecilerin dünyasıni da okuyoruz. El yazmaları ise hayatını mahveden kisiyi,elden ayaktan düştüğünü görüp intikam alma şansı ayağına geldiginde gerçekten intikam mı yoksa affetmek mi önemli olan bunu sorgulatiyor. Bu cokyonlulugu sevdim açıkçası. Sadece, olaylar "bir gün" "ertesi gün" "Noel" vb şeklinde anlatılmış ve tam tutmayan kısımlar vardı. Okurken zorlandigim bu zaman karmaşası oldu.
Bir Kedi, Bir Adam, Bir ÖlümZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202129bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
#adlitıpdosyalarıbeşduyununkasabı "Bir katili anlamak onu affetmek değildir. Onu durdurmanın tek yoludur." Merhaba kitap severler bugün size Semra 'un tavsiyesi üzerine okuduğum @dr.cihangir.isik 'ın kaleminden çıkan, sindirmesi zor olmasına rağmen elinizden bırakamayacağınız, sürükleyici bir eser ile geldim. Kitabımız bir gece yarısı Savcı Volkan'ın adlı tıp uzmanı Soner'ı araması ile başlamaktadır. İkili korkunç bir olayı görmek ve çözmek için gecenin karanlığında şehirden uzak izbe bir köyde olay yerinde buluşurlar. İkili alanlarında başarılı olmalarına, daha öncesinde belki de yüzlerde dosyada çalışmalarına karşılık gördükleri vahşet karşısında zorlanırlar. Zor bir vaka olduğunun farkında olmalarının yanında bunun son olmayacağını fark ederler. Bu safece bir cinayet değil aynı zamanda geçmişin intikamı, günümüzün ödeşmesiydi. Duyularla verilen bir kısas anlaşmasıydı. Katil ilk kurbanı Ayşe'nin duyma, tatma ve dokunma duyularını almıştı. Peki ya diğer kurbanları onların hangi duyularını alacaktı? Katilin en büyük özelliği bu insanları öldürdüğünü düşünmemesiydi. Çünkü onlar insan değildi, onun gözünde hepsi düzeltilmesi gerekilen birer parçaydı. Hatalı, çalışmayan parçaları onlardan alarak düzelttiğini söylüyordu. Volkan ve Soner birlikte çalışarak katilin profilini çıkarırken bir yandan da polislerle katilin kim olduğunu ve sıradaki kurbanın kim olabileceğini bulmaya çalışıyorlardı. Aykut bu noktada ikiliyi sürekli bilgilendiriyordu ve tüm ipuçları onları ortak bir geçmişe götürmüştü, Karaağaç Lisesine ve okulun tiyatro kulübüne. Geçmişte emekle hazırlanmış ancak hiç sergilenmeyen bir oyun, isimsiz bir çocuk Lal, sırlar ve kurbanlarını sanat eseri gibi sunan bir katil ile üçlünün kafadı yeterince dolu iken davada buldukları bazı kanıtlar
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202623 okunma
10/10
·152 syf.··
2026 2. kitabı
Gianrico Carofiglio’nun Sabahın Üçü kitabı, bir baba ve oğlun Marsilya’da birlikte geçirdiği birkaç gün üzerinden ilerleyen, sakin ama derin bir hikâye. İlk bakışta sıradan görünen bu yolculuk, zamanla geçmişin kırgınlıklarını, söylenememiş sözleri ve birbirini yeniden tanıma çabasını ortaya çıkarıyor. Yazarın sade dili sayesinde hikâye akıp giderken, satır aralarında aile bağları, yalnızlık, büyümek ve affetmek üzerine düşündürüyor. Kısa bir roman olmasına rağmen bitirdiğinizde zihninizde uzun süre yer eden, duygusunu sessizce bırakan kitaplardan biri. #okudumbitti Bazı geceler sabahı beklemez; insan o gecede değişir.”
İnsan ve Duygular
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,048 okunma
10/10
·152 syf.··
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 16:10
"İnsanın nefsin heva ve hevesine kapıldığında nelere mal olabileceğini gösteren, son sayfasına geldiğinizde ise 'Son pişmanlık fayda etmez.' sözünün ağırlığını iliklerinize kadar hissettiren bir eser."
İntibahNamık Kemal · Kapra Yayıncılık · 202149,2bin okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:02
Virginia Evans'ın Muhabbet romanı, tamamı mektuplar ve yazışmalar üzerinden ilerleyen, son yıllarda okuduğum en etkileyici kitaplardan biri oldu. Romanın merkezinde, yetmişli yaşlarındaki Sybil Van Antwerp var. Hayatını, geçmişte yaptığı seçimleri, pişmanlıklarını, kayıplarını ve sevdiklerini mektuplar aracılığıyla anlatıyor bizlere. Hikâye ilerledikçe yalnızca Sybil'i değil, onun çevresindeki insanları da satır aralarından tanımaya başlıyoruz. Özellikle oğlunu kaybetmiş olmasının bıraktığı derin iz, kitabın en dokunaklı taraflarından biri. Roman; yas, yaşlılık, aile ilişkileri, affetmek, geçmişle hesaplaşmak ve insanın kendisiyle barışma çabası üzerine kurulmuş güçlü bir anlatıya sahip. Bu durum eleştirmenler tarafından da mektup roman türünü başarıyla yeniden canlandıran, samimi ve duygusal derinliği yüksek bir eser olarak değerlendirilmiş gördüğüm kadarıyla. Kitabı en çok sevmemin nedeni anlatım biçimi oldu. Mektup türünde yazılmış olması ilk başta bana farklı gelse de kısa sürede hikâyenin en güçlü yanı hâline geldi gözümde. Sanki bir roman okumaktan çok, gerçek insanların birbirine yazdığı mektupları okuyormuşum hissine kapıldım. Kitabın adı gibi, gerçekten benimle muhabbet ediyormuş gibiydi. Orjinal adı aslında daha yerinde( The Correspondent - Mektuplaşan) ama türkçe başlığı da bence yerinde bir seçim olmuş. Mektuplar öylesine samimi ve içtendi ki zaman zaman ben de birilerine mektup yazmak istedim. Başlangıçta çok fazla karakter olması nedeniyle kim kimdir konusunda biraz zorlandım. Bir süre karakterleri kafamda oturtamadım ve bu durum okuma hızımı düşürdü. Ancak birkaç mektup sonra ilişkiler netleşmeye başladı. O noktadan sonra kitap adeta akıp gitti. Hatta yabancı okur yorumlarında da benim yaşadığım bu durumdan bahsedenler olduğunu gördüm; birçok kişi
Edebiyat
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 2026107 okunma