“Kendini kapıp koyverdiği sıcak bir istekle doluydu: Kaçmak… Analık, komşuluk, mahalle denen kısacık ipleri kopararak lacivert ve pırıl pırıl gökyüzünün altında, şu bıçak gibi kesen, soğuk ama tertemiz havada, işleri güçleri koşup eğlenmek, köpüklü biralarla sandviçler yemek olan kalabalığa karışmak, tıpkı onlar gibi dönüşü olmayan bir ırmağa kapılıp sürüklenmek, gidebildiği kadar gitmek… Kısaca insan olduğunu, yaşadığını duymak.”
“Korkumuzun nedeni, böyle karanlık davaların bizim için artık hemen hemen korkutucu olmaktan çıkmış olmasıdır! Şu veya bu bireyin işlediği bir cinayetten değil, bizim alışkanlık edinmemizden dehşete düşmek gerekir.“