her şeyi düzene koymaya, hayır daha önce ayıklamaya, hayır en önce nerede ne varsa bulup çıkarmaya, hayır hayır hepsinden önce evi dolaşıp, hafızamı yoklayıp nerede ne olduğunun tam listesini çıkarmaya karar verdim. (her zaman böyle tersine işlerdi kafam.)
bu lekeyi ya da dalgayı ya da gölgeyi taşın üstünden silebilmek uğruna herkesi öldürmeye, bütün dünyayı yok etmeye hazırdım. ondan sonra bütün işlerimi yoluna koyardım. bütün küçük dertlerimi, daha önce aptalca bir dar görüşlülük yüzünden gözümde büyüttüğüm zavallı sıkıntılarımı toz ederdim.
hemen teslim olmadım yani; fakat güzel şeylerin bir gün biteceğini biliyordum (çiçekler taze değilmiş, bir günde soldu). bütün hayat bunlarla doldurulamazdı; bir gün düşünmek zorunda kalacaktım.
düşünmüyordum bile. akşam eve dönünce yapacak bir işim yoktu da ondan aklıma geldi.
ayrıca ihtiyatlı olmalı; insan, kafasındaki meseleyi durmadan düşünmeli ki sonuçla birdenbire karşılaşmasın. yalnızlığa dayanmamın en önemli şartı, her şeye hazırlıklı bulunmaktır.