Bedevi bir kadına bir gün en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormuşlar. " Hasta olanı iyileşene kadar, en küçüğünü büyüyene kadar, yolda olanı da eve dönene kadar." Afrikalı Leo, Amin Maalouf
Alıntı
Uzun bir belirsizlik süreci sonunda kendi yolumu seçip rotamı oluşturdum. Beni ne bekliyor, ne yaşarım bilmiyorum ama her şey daha da güzel olacak inşallah. Şöyle bir düşündüm de uzun yıllar hep bir mücadele modundayım. İnzivaya çekilip sade ve şık kendi dünyamda yaşamak istiyorum. İki sarı kelebeğin birbirine yörünge olarak uzunca uçup birlikte ilerlediğini seyrettim bugün. Blok3'ün yeni albüm haberi beni daha iyi hissettirdi, şarkıları müthiş. Afrikalı Leo'yu uzun sürüncemeler sonucu bitirdim. Yeni kitabıma başlayıp Kore dizimi bitireceğim. Kendimden en razı olduğum dönemdeyim. Biri "Ben artık sıradan biri olmak istiyorum." demişti, ne demek istediğini daha da iyi anlıyorum artık. Her şey anını bekler ve arayan bulur sevgili okur. Akışa bırakıyorum ama can simidim de elimde. Bu profil uzun zamandır gizliydi, takipçileri engelleyip kendi kendime konuşuyordum, ama yapay zeka kendimi saklamayıp kalbimi açmam gerektiğini söylüyor, buradan başladım ben de. Kim okur bilmem ama burası benim anı ve alıntı defterim, kendim için yazıyorum zaten. Görüşmek üzere <3
Reklam
Nacizane Tavsiye Ettiğim Kitaplar...
rahmetli mustafa necati sepetçioğlu'nun şu kitapları: dünki türkiye serisi'nin 12 kitabı 1- kilit 2- anahtar 3- kapı 4- konak 5- çatı 6- üçler yediler kırklar 7- bu atlı geçide gider 8- geçitteki ülke 9- darağacı 10- ebemkuşağı 11- sabır 12- gece vaktinde gündönümü sabır ağacı serisi: 1- sahibini arayan toprak 2- zaman toprak ve sahibi 3- zaman yürüyüşü 4- zaman bir dar kapıda 5- zaman sarkacı 6- zaman yok 7- zaman dönümü 8- zaman uyanışı yesili hoca ahmed serisi: 1- sesler ve ışıklar 2- hurmalığın ak doğanı 3- aydınlığın mührü
1000Kitap
Anneler günü Avusturyalı şair yazar Pam Brown, Çok Sevgili Anneme isimli kitabında "Annelerde kırık parçaları yapıştıran sihirli bir tutkal vardır." der. * İngiliz şair yazar gazeteci Rudyard Kipling "Tanrı her yere yetişemiyordu ve bu yüzden anneleri yarattı." diye anlatır anneleri. * Amin Maalouf , Afrikalı leo isimli kitabında : Bedevi bir kadına bir gün en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormuşlar. " Hasta olanı iyileşene kadar, en küçüğünü büyüyene kadar, yolda olanı da eve dönene kadar." der. * Charlie Chaplin: Dünyayı anneler, şairler ve öğretmenler yönetseydi, kimseler sızlanmazdı ! diye anlatır anneleri. * Şair Didem Madak erken yaşta kaybettiği annesinin ardından yazdığı şiirde “Annem çok sevmelerin kadınıydı./ Daldaki kirazları, yazmasındaki oyaları, /fistanındaki çiçekleri, asmadaki üzümleri,/ evin kedisini, sokağın delisini, babamın gömleğini, /beni, bizi, mahalleyi.. Bildiğim her şeyi severdi. /Bana da sevmeyi öğretti. /Öyle az buz değil, ‘çok sev’ derdi./ Annem gibiyim artık. Az sevme bilmiyorum ben." diyerek annenin çocukları üzerindeki etkisini anlatır. * Ayla İzgi ; Hayatla yalnız savaşan bir anneye, rütbe verilseydi acaba gökyüzündeki yıldızlar, omzunu doldurmaya yeter miydi?" derken bir kadının hayat mücadelesini anlatır. * Cengizhan Konuş : Şiirin öptüğü kadınlar var dünyada , Anne deniyor işte onlara.. *
"Bir toplum en güçsüz bireyini yalnız bıraktığı anda dağılmaya başlar." (Amin Maalouf, Afrikalı Leo, p. 159) Bir toplumun gerçek gücü zengin, güçlü ya da başarılı insanlarından değil, en zayıf, en yardıma muhtaç bireylerine nasıl davrandığından anlaşılır. Eğer bir toplum yaşlıyı, çocuğu, hastayı, engelliyi, fakiri ya da dışlanan birini yalnız bırakırsa, o toplumda adalet, merhamet ve dayanışma zayıflamaya başlar. Bu da zamanla güven duygusunun yok olmasına ve toplumun içten içe dağılmasına yol açar. Çünkü insanlar şunu düşünmeye başlar: “Yarın ben zayıf duruma düşersem kimse bana da yardım etmeyecek.” ve bu düşünce birlik duygusunu bitirir. Birçok düşünür, bir toplumun değerini en zayıf üyelerine nasıl davrandığıyla ölçer. Örneğin John Rawls adalet anlayışında şunu savunur: Adil bir toplum, en kötü durumda olan bireylerin durumunu iyileştirmeye çalışmalıdır. Eğer sistem sadece güçlüleri koruyorsa, bu gerçek adalet değildir. Aristoteles ise insanın “politik bir varlık” olduğunu söyler. Yani insan tek başına değil, toplum içinde anlam kazanır. Eğer toplum dayanışmayı kaybederse, insan doğasına da aykırı hareket etmiş olur. Aynı şekilde İslam’da da toplum bilinci çok önemlidir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur: “Müminler bir beden gibidir. Bir uzuv rahatsız olursa, diğerleri de bundan etkilenir.” Yani bir kişinin acısı tüm toplumu ilgilendirir. Ayrıca zekât, sadaka gibi ibadetler, güçlü olanın zayıfı desteklemesi için vardır. Amaç sadece yardım etmek değil, toplumsal dengeyi korumaktır. Kur’an’da da zulüm ve haksızlık yapan toplumların uzun süre ayakta kalamayacağı vurgulanır. Çünkü adalet yoksa çözülme başlar. Bu konu hakkında konuşmak istememin nedeni günümüzde sanki insanlar artık zayıf, yardıma muhtaç ya da güçsüz bireyleri eskisi
Felsefe-Düşünce
Amin Maalouf
Bugün, Doğu ile Batı arasında kelimelerden köprüler kuran, tarih ve kimlik üzerine derin düşünceleriyle ruhumuza dokunan usta kalem Amin Maalouf'un doğum günü! "Semerkant"ın büyülü sokaklarından "Afrikalı Leo"nun maceralarına, "Tanios Kayası"nın hüznünden "Doğunun Limanları"nın hoşgörüsüne kadar her satırında bizi farklı dünyalara götüren, insanlığın ortak hikayesini anlatan bu büyük ustaya minnettarız. İyi ki doğdun, iyi ki yazdın Amin Maalouf! Kalemin hiç susmasın, nice yıllara.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam