Ahmet Giray Kütük

Ahmet Giray Kütük
@agk68
Öğretmen
Gazi ünv Teknik Eğt. Fak.
Konya
Anamur, 22 Ekim
28 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Ben size söyleyeyim, kilit, insanın utancı demektir her şeyden önce...İnsanoğlunun nereye ulaştığının göstergesi demektir. İnsanların birbirlerine duydukları güvensizliğin elle tutulur hâlidir kilit. Birbirlerine duydukları saygının derecesidir. Bu yüzden, bir çeşit utanç belgesidir her kapıda. Hatta, her dolapta, her çekmecede, her çantada, her kasada, her kutuda... Gene de, insanların yüzü kızarmaz onu görünce. Üstelik, bu kilitleri açıp kapamaya yarayan ve adına anahtar denen şeyi, sürekli ceplerinde taşırlar. Bazıları ceplerine bile koymaz anahtarı, kaptıracakmış gibi sürekli elinde tutar. İkide bir , evirir çevirir. Neşelenince, şıkır şıkır sallar. Yani , utanç belgesini farkına bile varmadan, neşesinin bir göstergesi olarak kullanır. 
Sayfa 73·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zaten, bir zamanlar bana aksakallı meşenin anlattığına göre, adına savaş denen şey, yeryüzünün, herhangi bir noktasında başlayıp herhangi bir noktasında bitmezdi.  Her şey gibi, o da insanda başlayıp insanda biterdi. Bu yüzden, cepheler falanca dağda ya da falanca ovada değildi. Cepheler, bütün acımasızlıklarıyla insanoğlunun içindeydi. Toprağı titrete titrete yürüyen tanklar, art arda gümbürdeyen toplar ve durup dinlenmeden kurşun kusan tüfekler insanoğlunun içindeydi. Hatta, henüz icat edilmemiş silahlar da insanoğlunun içindeydi. 
Sayfa 97·Kitabı okudu
Yani, insan bir savaş alanıydı. Ceket, gömlek, pantolon ya da etek giymiş, kravat takmış, tıraş olmuş, kokular sürmüş bir savaş alanı. Gülümseyen bir savaş alanı. Öpen hatta, okşayan, konuşan, susan, çiçekler alıp çiçekler veren bir savaş alanı... Peki, bir barış bahçesi olamaz mıydı aynı insan? Şöyle, güllerin kuş cıvıltılarına, kuş cıvıltılarının güllere karıştığı, mutlu yüzlerle dolu rengârenk bir barış bahçesi?

Ahmet Giray Kütük

, bir kitap okudu
10/10
·111 syf.·
Beğendi
·
2019 68. kitabı
Hasan Ali Toptaş
8.9/10 · 7,5bin okunma
Kadınların ev dışında istihdamı ve üretime katılması yönündeki ısrarlı baskının psikolojik bir şekli de vardır: Bu, doğum yapmak, çocuk yetiştirmek ve aileye bakmak yoluyla kadının evde ürettiği iktisadî değerlerin tanınmamasından oluşur. Günde 10-12 saatini eve ayıran bu işçi, bu ev hanımı, istatistiklerimiz tarafından işsiz olarak sunulur ve "çalışmayan unsur" başlığı altında tasnif edilir. Hepimiz bir kadının ne kadar meşgul olduğunu bilir, ama aynı zamanda görmezden geliriz. Kadının çalışmasının bu şekilde gözardı edilişi, evi terkedip ailesine sırtını dönmesi için ona yapılan baskının bir başka ve bu kez ahlâki bir şekildir. İslâm kültürü diğer yöne gitmek zorundadır. Bunun başlangıcı da, annenin ev hanımının işinin tanınması olacaktır. (Aliya İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım - Zindandan Notlar, 382. Not