"Vedalar mı öğretir hayatı insana?
Sabır mı ustalaştırır yoksa
Çok şey geçiyor zamanla ya da miş gibi yapıyor
İçime sığmayanlar taşıyor
Çoklarımdan düşüyor kimseler
Solgun bir gül terk edilmiş kaldırımda
Gül mü hatırlıyor seni yoksa terk ediliş mi?
Ellerim ceplerimdeyken bile üşüyor
Kalabalık duraklarda tenhalaşıyorum
Olan biteni anlatmaya yetmiyor alfabedeki yirmi dokuz harf
Kendimce yeni diller türetiyorum
Harflerin bir suçu yok
İnsanlar birbirini dinlemekten kaçıyor
Sahi, elli dokuz harf olsaydı ne değişecekti ki?
Ya ben anlatamadım kendimi
Ya da zaten dinlemek bile istemediniz. "
Kavanoz Dergisi/İlk Sayı/ Sayfa 29
"Gökyüzündeki bulutları yeryüzüne kim indirdi? Boğazım ağrıyor, avuçlarım ve diz kapaklarım sızlıyor. İçimde bir yangın var fakat üşüyorum... Yorgunum; dilimdeki dizeler gibi, yaşımdan yorgun ve telaşlıyım... Hafif başım dönüyor, adım adım karanlığa yürüyorum."
Kavanoz Dergisi/ İlk Sayı/ Sayfa 12