Neolitik devrim ve tarımın ortaya çıkışıyla başlayan uygarlığın, türümüzün varlığı sırasında, homininlerin dünyayı dolaştığı milyonlarca yıla kıyasla on iki bin yıldan fazla ve kendi türümüzün sahneye çıkmasından bu yana tahmini iki yüz bin yıl veya daha az bir süre içinde sadece bir damla olduğunu kendimize hatırlatalım.
"İnsan potansiyelinin açığa çıkması kendiliğinden olur fakat kaçınılmaz değildir... Hepimiz yaşlanıyoruz ama hepimiz büyümüyoruz. O halde bir çocuğu gerçekten 'büyütmek' o çocuğu bir insan olarak tam potansiyeline ulaştırmak demektir."
Bizi gerekli ya da ilham verici veya canlandırıcı oldukları için, yaşamlarımızı zenginleştirdikleri ya da anlam kattıkları için değil, sadece bugünü yok ettikleri için çeken her türlü arayışa yakalanmış haldeyiz. Saçma bir çarpıklıkla, en son çıkan "zaman kazandıran" cihazları satın almak için para biriktiriyoruz ki daha iyi zaman "öldürebilelim."
Sonuçta, karşılaştırmalar başarısız olur. Bizden daha travmatize olmuş görünen diğer insanlara işaret edip edemeyeceğimiz önemli değil, çünkü acının kıyaslaması olmaz. Kendi travmamızı, diğerlerinin üzerine çıkarmak için -"Benim gibi acı çekmedin"- yıkıcı davranışlarımızı başkalarını meşru şikayetlerini geri püskürtmek için bir değnek olarak kullanmak doğru olmaz. Her birimiz yaralarımızı kendi yöntemimizle taşıyoruz; onlara başkalarının yaralarıyla karşılaştırmanın, ölçüp biçmenin ne bir anlamı ne de kıymeti vardır.