📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hâlâ sen varmışsın gibi İki yastıkla yatıyorum...
Kimseye söyleme gidişini, ben söylemedim.
Elimde senin siparişin olmayan torbalarla geliyorum eve...
Ağlaya ağlaya öpüyorum yattığın yastığı yorganı...
Sanki beni az önce yolcu etmişsin gibi çıkıyorum sokaklara...
Üst komşuya hava atarak, bi fiyaka bigörsen...
Ne garip bu insanlar!
Bütün mahalle, hatta alttaki bakkal bile seni geçen kasım öldü sanıyor...
Ne garip bu insanlar!
Hâlâ her sabah bana selam veriliyor...
Sanki yaşıyormuşum gibi...
Charlie’ye “Şu an bizi Türkiye’den de dinliyorlar, onlara ne söylemek istersiniz?” diye sorar. Bu radyo sunucusunun ve programın amacı biraz da Türkiye’yi Amerika’nın yanında Almanlara karşı savaşa almaktır. Charlie durumu anlamıştır.Dünyaca meşhur o konuk ise sunucunun savaş çağrısı amacıyla sorduğu bu soruya tüm Türkiye’yi şaşkınlığa uğratacağı şekilde cevabını verir:
“Elbette, onlara bir Nasreddin Hoca fıkrası anlatmak istiyorum.”
O anda radyoyu dinleyen herkes çok şaşırır; dünyaca ünlü bu adam nasıl olur da Nasreddin Hoca’yı bilebilir ki?
Tüm dinleyiciler anlatıya kulak kesilir:
Hocanın bir gün kapısı çalınır... Hoca kapıyı açar, gelen komşusudur.
– Hoca, eşeğini ödünç alabilir miyim, der. Hocanın eşeği vermeye niyeti yoktur.
– Eşeğim burada yok, diye cevap verir. Komşu arkasını dönmüş tam gidecekken, ahırdan eşeğin anırması duyulur. Bunun üzerine komşu sinirlenip, Hocaya döner:
– Hoca! Hoca! Utanmıyor musun şu sakalınla yalan söylemeye, der. Nasreddin Hoca ise şu yanıtı verir:
– Be adam! Bana mı inanıyorsun yoksa ahırdaki eşeğe mi?
Charlie Chaplin bir es verir ve devam eder:
Beni Türkiyeden dinleyen hayranlarıma söylemek istediğim şey şudur: İnsanlar artık bir karara varsın! İnsanlığın sesini mi dinleyeceksiniz, yoksa eşeklerin mi?