Rabbimizin kelamında hangi konuların üzerinde ısrarla durulduğunu görmek için Kur’an-ı Kerim ‘in mealini yılda bir kere on- on beş günde bitecek şekilde hızlıca okumayı tavsiye ederim. Ancak o zaman özellikle bazı mevzuları ne kadar şiddetli anlatıldığı ne kadar çok tekrarlandığı fark edilebilir. Mesela Kur’an-ı Kerim de insanların diriltildiği vakit “dünyada ne kadar kaldık?” diye tartışacağı haber veriliyor. Kimi “birkaç saat” diyecek kimisi “yarım gün.” Bir gün kaldık diyen kimse çıkmayacakmış. Dünyadayken bize sıkıntı veren, sabredemediğimiz emirlere dönüp baktığımızda belki de bize o konuyla alakalı sadece bir saat imtihan olmuşuz gibi gelecekmiş. Herkes dünyadaki fedakarlıkların mükafatını alırken “keşke o bir saatte sabretseymişim, sıksaymışım dişimi” diyecekmişiz.
Özellikle 40 yaşından sonra teheccüt namazında devamlılık şart. Çünkü yokuş aşağı iniliyor; tepeye aştık artık, bundan sonra ne yapabilirsek kâr. İsrafa nasıl son veririm? nasıl sadaka veririm? nasıl hayır hasenat yaparım? iyiliklerimi nasıl arttırırım? nasıl hayırlı dua alırım? insanların gönlüne nasıl girerim?
Unutmayalım dil ile beyin ilişkisi çok kıymetlidir. Bu alanda yapılmış pek çok çalışmadan biri kelimelerin biyokimyasal güç vardır diyor ve ekliyor “çok acıktığınızda, ‘açlıktan ölüyorum’ derseniz daha çok yersiniz. ‘biraz acıktım’ derseniz daha az yersiniz..
Dil beynimizdeki salgıları etkiliyor. Bu nedenle dua ederken beynimize kalbimize sürekli mesajlar gönderdiğimizin farkında olalım.