Caminin girişinde kimlik kontrolü için beklerken, cuma namazına kabul edilen ihtiyarlara avluda Çin bayrağı önünde Çin'e bağlılık yemini ettirildi. Şahit olduğumuz bu manzara, hem korkunç hem de hazindi.
Resmi rakamlara göre en az 200 bin Müslüman Uygur'un yaşadığı bir beldenin sokaklarında tek bir tesettürlü kadını dahi görmemek normal miydi? Elbette değildi. Kadınların kılık kıyafetlerine yönelik katı bir yasağın yürürlükte olduğu net biçimde anlaşılıyordu. Gördüğümüz manzara bir tercihi değil, baskıyı ve mecburiyeti yansıtıyordu.
Çin'in Uygurları dini ve milli açıdan asimile etmede kullandığı bir diğer yöntem, Müslüman ailelerin evlerinin içine Çinlileri bizzat yerleştirmek. Kâğıt üzerinde okunduğunda "saçma" ve "imkansız" göründüğünün farkındayım. Ancak maalesef, bu konu reddedilmesi çok güç deliller, şahitlikler ve tecrübelerle sabit.