jdjd

jdjd
@ahahshzh
Son zamanlara kadar 'Fena bir şey yapmıyorum ya!' der ve kendimi temize çıkarmaya çalışırdım. Fakat hadiseler gösterdi ki, fena olmayışım tesadüf eseriymiş, fırsat düşmemiş, zaruret olmamış. Nitekim hayatın ilk çelmesinde yuvarlanıverdim. İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir. Bende bu fena cevher fazla miktarda mevcutmuş. Belki herkeste var... Fakat insan olan onu söküp atmasını, yahut boğmasını biliyor... Dokunmadan bırakmak, bir gün başını kaldırmasına meydan vermek olur...
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik,bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak ihtiyadı var... Hiç bir şey üzerinde düşünmeye,hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettigimiz bi çare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.

jdjd

, bir kitap okudu
Puan vermedi·256 syf.·
35 günde okudu
·
2018 2. kitabı
Sabahattin Ali
8.2/10 · 209,2bin okunma
Taha Yakup Turan
 Acı insanı büyütür derler hep. Büyükler. Onlar ki yaşamış, hissetmiş, görmüş-geçirmiş hatta geçirilmişler. Bizi olgunlaştıran, hatalarımızı tekrarlamamamızı sağlayan, bir sonraki kararımızda bize doğru yolu gösteren, daha doğrusu hangi yoldan gitmememiz gerektiğini söyleyen acılar, bizi gerçekten büyüten duygular mıdır?  Belki de acılar büyüdükçe, çoğaldıkça insan küçüldü içten içe. Evet, kişinin yaşı büyüdü, tecrübeleri arttı, hata yapma ihtimali azaldı . Peki sonuçta dönüştüğü şey önceki halinden daha mı yüce?  Soru şu; acı büyütür mü? Bir soruyu cevaplamak için önce sorunun yani sorudaki kelimelerin ne kastettiğini kavramak gerek.  Acı, karanlık ve ıssız bi'yerde(!) kayıp ve çaresiz hissetmektir. Aslında herkesin acı tarifi kendincedir. Ama hissetiklerimiz aynı işte. Belki kiminin biraz fazla ama kimsenin birazcık bile az değil.    Büyümek ise, dağ olmaktır; birinin ihtiyacı olduğunda sırtını sana yaslaması. Ağaç olmaktır; ayrım yapmadan herkesi kucaklamak. Ve kuş olmaktır;  ruhunun, hayal gücünün ve inancının sonsuz gökyüzünde sonsuzluğa özgürce kanat çırpmasıdır.  İşte, hayatı daha görmemiş, sabah 8 akşam 5 mesaiyle gülerek koşturaduran bir çocuk mu daha özgürdür, yoksa hayatı tattığınca dîlinde acıyı giderek daha da hisseden ve hissettikçe etrafını sarıpsarmalayan acıları tarafından ruhu sıkışan, büzülen, gitgide içine hapsedilen bir büyük(!) mü?  Güya bazı yasaklar çocuklar içindir. Bazı kelimeleri söylediklerinde büyükleri kızar ve yasaklar koyarlar.Halbuki hayatın içinde insanlara söylemek isteyipte söylenmeyen tonlarca cümleyi içine atan, söylediğinde de çoğu zaman otosansürle istediği kelimeleri seçemeyen, büyüklerin(!) ta kendisidir.  Büyükler, başını sokacak bir ev ve -maaşı (dünyada çoğunlukta olduğu gibi) berbat değilse- araba hayal ederken,
Taha Yakup Turan
Elindeki bira şişesine baktı. O şişenin hiçbir işe yaramadığını bundan sonra da yaramayacağını hatırladıktan sonra büyük bir gururla kafaya dikti ve şişenin dibini görene dek indirmedi. Artık bu şişe onun kader ortağıydı . Kendisinin dipte olmasıyla şişenin dibini özdeşleştirdikten sonra şişeye bunu yapanın kendisi olduğunu düşününce canı yandı. Kendisine de bunu yaşatan yine kendisi değil miydi? Peki öyleyse ne diye kendine biraz olsun acımazdı?