ite ot, ota it sakladığım girdapta batıp çıkıyorum bilinçaltımın tersine
tanrı misafiriyim tanrının
döşek niyetine bir uğursuz gezegen serilmekte cinnetime.
ben gezginim, o yüzden alyansımı
ayak parmağıma taktım der ya ejder,
unutulması lazım bir çatlak tını
gibi
hep hırpalanır, eski bir sevgilinin
hasretle hırpalatılması
Çatlamış bir alın kemiği
gibi kafatasında beyne doğru ilerliyor gemi;
ya çok bildik aynı bir sima var dümende, kazan dairesinde, radarda ya da
kıyıdayız, hayaller kurarken ölüme dair, erdeme dair; anlıyoruz: terk edildik,
Diğerlerini kurtarırken telaşla o,
Tufanda biz geride bırakılanlar, anlıyoruz,
Meğer Nuh, asla sevmemiş hiçbirimizi.
gecenin esrara
sevgilinin ihanete aç teşekkül mertebesinde
belki gemide, belki de sessizliğin güvertesinde
bir takım adamlar gülüşüyor
bir takım adamlar yalan yanlış örgütleniyor
halka ait bir manayı hayasızca aralarında bölüşüyor hayır, yere düşmüş yalnız bir biletin önünde;