Siyasi ve askeri alanda büyük biri olma arzusu taşıyan genç Alkibiades'e tavsiyelerde bulunan Sokrates, bir insanın kendini bilmeden ne kendisine ne de yaşadığı topluma tam anlamıyla faydalı olamayacağını gözler önüne serer. Bireyin kendi sınırlarını, cehaletini ve erdemlerini tanımasının kritik olduğu vurgulanır.
Alkibiades I diyaloğunda, Sokrates, Alkibiades’in kendisini üstün görme eğilimini sorgulamaktadır ve aslında bildiğini zannettiği pek çok konuda bilgi sahibi olmadığını göstermektedir. Sokrates gerçek liderliğin yalnızca güç, para ve hırsla değil, bilgelikle mümkün olduğunu anlatmaya çalışmaktadır. Sokrates tarafından, bir liderin bilgeliği ve erdemi sayesinde bir kentin erdeme kavuşarak mutlu olabileceği savunulmaktadır. Lider veya halk kendinde olmayan bir şeyi, özellikle erdem ve mutluluk kavramları, başkalarına da veremeyeceği için bilge ve iyi olamayan kent mutlu olamayacaktır.
İkinci diyalogda ise Sokrates, Alkibiades ile dualar ve istekler üzerine tartışmaktadır. Sokrates bir şeyin iyi mi kötü mü olduğunu anlamadan onu istemenin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini savunmaktadır. Sokrates, gerçek bilgelik olmadan insanların yanlış arzulara kapılabileceğini ve bu arzuların onları felakete sürükleyebileceğini ifade eder. Bilgisizliğin, hem bireyi hem de toplumu yanlış yollara sürükleyebileceği görüşü savunulmaktadır.
Bu iki diyalog ile bireyin ahlaki ve entelektüel gelişiminin toplum üzerindeki etkisi gözler önüne serilmiştir. İyi olana ulaşmak için toplumun temeli olan bireylerin bilgili, erdemli ve adaletli olması gerektiğini görmekteyiz. Sokrates'in dediği gibi:
- O halde bilge ve iyi olmayan kimse mutlu olamaz.
- Bir kentin mutlu olabilmesi için (...) erdeme ihtiyaç vardır.
- Korkaklık, korkulacak ve korkulmayacak şey hakkındaki bilgisizliktir.
- O halde, korkaklık bilgisizliktir.
- Korkulacak ve korkulmayacak şeyler hakkındaki bilgi de, cesurluktur.
- Cesaret bir bilgidir.