Bazı şeyleri çocuğun gönlüne bırakmayacaksın. Tutacaksın kolundan zorla dışarı çıkaracaksın çocuğu. Onu, teknolojinin ulaşamadığı yerlere götüreceksin.
"Bu kadar yolu bunun için mi geldik?" diye soracak çocuk. Bir tıkla her şeye, her yere ulaşabiliyor ya!
"Bu kadar yolu bunun için mi geldik?" diye soracak çocuk. Çünkü rahatsız olacak. "Bunun için mi?" dediği de, yere serilen örtüden üstüne tırmanmaya başlayan karıncalar, zaman zaman kafasının etrafında turlayan birkaç arı...
Sonra bilindik tabiat güzellikleri... Farklı kokularda binlerce çiçek... Farklı türlerde on binlerce ağaç... O kadar yolu tepmenin mükâfatı olarak serin, temiz bir hava... Bu rakıma çıkmak için zaman harcamak, yol kat etmek gerekiyor işte.
Aynı evi kaç kişiyle paylaşırsa paylaşsın, gerçekte "evde tek başına" büyüyen çocuk, tabiatta bir başına ne yapacağını bilemediğinden çok sıkılacak. "Telefonun bu kadar zayıf çektiğini, internet erişimi olmadığını bilseydim, buraya gelmezdim." diyecek. Beğenmeyecek hiçbir şeyi, beğense bile belli etmeyecek.
"Fotoğrafta göründüğü kadar güzel değilmiş." diyecek; "Bunca yolu bunun için mi geldik?"
Zemin paten sürmeye müsait değil diye hayıflanacak. Ormanın ortasında gözleri basketbol potası arayacak, bulamayacak. Eline yapışan reçineye, çam sakızına biraz ürkerek biraz iğrenerek bakacak. Közlenmiş mısır önüne gelecek, patlamış mısır yok mu, diyecek.
Büyükler: "Gez, oyna, oturup durma!" diyecek.
"Börtü böcek, patikalar, ağaçlar... Her yer aynı işte." diye cevap verecek çocuk; "Bunca yolu bunun için mi teptik?"
Sonra gün batacak. "Bu kadar yolu bunun için mi geldik?" diyemeyeceği güzellikte, şehir ışıklarından hoşlanmayan binlerce yıldızı seyredecek. Yıldızların fotoğrafını çekecek. Ama telefonunda, tabletinin ekranında çıplak gözle gördüğü netlikte ve çoklukta