Geceleri ben ağır, çok ağır bir taşın altında uyurum.
Gündüzleri hafif, çok hafif bir yaprağın ucunda yaşarım.
Gece beni taş ezer
Gündüz rüzgâr devirir.
Kanadıkça kanarım.
Hayallerimi o yüzden kanla yazarım.
Tek bir fincan diyor, tek ve güçlü bir porselen fincan. Şu an elimde tuttuğum. Bir ölü evinden gelmiş öyle mi? Kırılmadan. Onca arbedenin içinden çıkarak. Gözden çıkarıldığı halde, bunu umursamayarak, kırılmadan öyle mi?