Kitap emekçisi….
Emeğiniz kıymetlidir,verdiğiniz emeği anlatmaya kalkışmayın.Anlatılmaya ihtiyaç duyulan emek,sağır olana İsraf edilen ayrı bir emektir.
Aşk her zaman güçlü olmayı başarmıştır.Fakat,sevgi kadar baki değildir.Herkes bir anda aşık olduğunu söyleyebilir oysa kimse kimseyi kaşla göz arasında sevemez.Birini yürekten sevebilmek büyük emeklerin ve fedakarlıkların neticesidir.
Birinde elde etme arzusu vardır,diğerinde ise kaybetme korkusu..
Ben seninle uzun bir araf yaşadım
Ölümlere gittim geldim
Ben demiyorum,içim diyor.
Sığamam dünya yüzünde bir yere artık.
Nereden geçsem benim değil, kalamam bir yerde.
Ben demiyorum, yağmur diyor.
Sanki bir davul sesi düz duvardan düşürmüş beni.
Tutunamamaklığım bundan,düşmüşüm.
Yerde yatan,komada ki,duvara tutunamayıp düşen diyor.
İçim de bir parça
Ne kopuyor,ne ölüyor.
Sana sarılmış kalmış ilk günüm ben
Hala ama,
O evi terketti diyor içimde ki ses
Ben demiyorum
O diyor.
İçimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru.
Binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek.
Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk ve yara bere içinde geçen bir yaşam olmasın..
Şükrü Erbaş / Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları
Ufak ufak kendimle konuşmaya başlamıştım,topladım kendimi.
Arsızdım,dağıtmazsam toplayamazdım.Dağıtmaya çalıştığım tarafım dipte bir yerlerde,sislerin arasına gizlenmiş bir DENİZ FENERİ gibi uzak ve sessiz sedasız çakıp duruyordu.
Çok uğraşmış,”Bırak yakamı”demiş,vazgeçirmeye çalışmış,başaramamıştım.”Öyleyse gel” dedim.Gel beraber takılalım.
Aldım alnıma sardım.Birbirimizi idare etmeliydik.
Kapışmanın ve karşılaşmanın,yüz yüze gelmenin, tersyüz etmenin,her neyse her konunun kendine göre bir kum saati, vadesi vardı.