Kitap emekçisi….
Emeğiniz kıymetlidir,verdiğiniz emeği anlatmaya kalkışmayın.Anlatılmaya ihtiyaç duyulan emek,sağır olana İsraf edilen ayrı bir emektir.
İnsanlardan ve hayattan öyle bir tavırla söz ediyordu ki, sanki her şey onun için pazardan
alınmış bir oyuncaktı.
Onunla oynayabilir,eğlenebilir,kırılmasından ve kaybolmasından hiç korkmayabilirdi.
Bir çok insan gibi bir acıya karşılık kendimi koruyabilmek için diğer geçmişte ki acıları ayaklandırıp onları kalkan gibi kullandığımı çok sonra farkettim.
Bu ülkede kadın olmak ne zor.Hele bir de
“güçlü kadın” etiketi yapıştırdılarsa.
Başına ne gelirse gelsin
”Sen neler atlattın,saçmalama.Bunun da üstesinden geleceksin.”
cümlesini söyleyenlerle dolar etrafınız.
Hayır,değilim…
İnsanım ben.Ben de düşüyorum…..
Bir kadın olarak kendi gücümü sonuna kadar damarlarım da hissetsem de zorunluluğunu reddediyorum.!!! Bu da bir nevi psikolojik şiddet aslında.
İnsanım her şeyden önce.
Sorumluluklarının altında boğulan,her daim güçlü olmak zorunda bırakılan,aynı anda kırk tane olayı halledebilme yetisine sahip olan ve tüm bunları artık bir nebze de olsa başkalarına bırakmaya veya yükü ortak taşıyacak insanlara ihtiyacım var.
O yüzden;Daha iyi bir insan olabilmeyi,
hatrı,vefayı,vicdanı,merhameti,güveni,aşk’ı,
her şeyden önce birinin hayatına dost elini uzatabilmeyi,
inancı hatırlamayı,
dayanışmanın kudretini idrak edebilmeyi
birbirimizin yaralarını sarabilmeyi,
küçücük insan aklıyla oynadığınız oyunlardan utanabilmeyi,
değişmeyi,
dönüşmeyi,
her varlığı eşitleyen gerçek adaleti ! tesis edebilmeyi,
Ve bunu mümkün kılacak aklın başınıza gelmesini tüm kalbimle diliyorum.
“Ayrılıklar da sevdaya dahil “diyor,Atilla ilhan.
Ve cevap veriyor Cahit Zarifoğlu.
“Oturup konuşsaydık geçerdi belki herşey.
Alıp başını gitmek sevdaya dahil değil.”