ezgi

ezgi
⋆⊱༻𖥸༺⊰⋆
izmir
izmir
67 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
Orta Çağ katolik Kilisesi cinsiyetçiliği bir ilke seviyesine yükseltti: Malleus’ta “Bir kadın yalnız başına kaldığında kötülük düşünür” denir. Cadı avı çılgınlığı, Kilise’nin kadın düşmanlığını ispatlamaya yetmiyorsa, bir de şu göstergeye bakalım: Kilise öğretisine göre erkek, cinsel ilişki sırasında kadına ruhu da olan bir fetüs, diğer adıyla “küçük bir insan” emanet eder. Bu, anneden hiçbir özellik almaksızın dokuz ay boyunca rahimde öylece barınır. Fetüs, yeniden erkeklerin ellerine ulaşana kadar, yani bir papaz tarafından vaftiz edilip ölümsüz ruhunun kurtuluşu garantilenene kadar güvende değildir. Orta Çağ’ın bazı dindar düşünürlerinin bir başka kasvetli fantezisi de İsa’nın diriliş gününden sonra bütün insanların erkek olarak yeniden doğacaklarıdır!
Sayfa 45·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Cadıların Suçları
Birincisi, erkeklere karşı işlenen akla gelen her cinsel suçtan cadılar sorumlu tutuldu. Açıkça, kadın cinselliğinden dolayı “suçlu” bulundular. İkincisi, örgütlü olmaktan suçlandılar. Üçüncüsü ise sağlığı etkileyen -hem iyileştirici hem kötüleştirici- büyülü güçlere sahip olmakla itham edildiler. Sıklıkla ve spesifik olarak tıbbi ve doğumla ilgili becerilere sahip olmakla suçlandılar.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Cadı avı çılgınlığı köylüler arasında kendiliğinden ortaya çıkmamıştı. Cadı avı çılgınlığı, yönetici sınıfın planladığı bir korku kampanyasıydı.
Sayfa 44·Kitabı okudu

ezgi

, bir kitap okudu
8/10
·384 syf.·
Beğendi
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 21:56
·
2026 6. kitabı
Jack Weatherford
8.6/10 · 610 okunma
Fikirleri sade, açık, bilgili ve sağduyuludur. Düşmanlarının yenilgilerini kendi üstün becerilerinden ziyade onların beceriksizliğine bağlamıştır: “Benim seçkin özelliklerim yok.” Mavi göğün, çevresindeki medeniyetleri “kibirleri ve savurgan lüksleri” sebebiyle mahkûm ettiğini söylemiştir. Topladığı çok büyük zenginlikler ve güce rağmen sade bir yaşam sürmeye devam etmiştir: “inekleri otlatanlarla, atları besleyenlerle aynı giysileri giyiyor, aynı yemeği yiyorum. Aynı fedakarlıklarda bulunuyor ve zenginliği paylaşıyoruz.“ idealleri ile ilgili olarak da basit bir değerlendirme yapmıştır: “lüksten nefret ediyorum ve orta bir yol izliyorum.” Tebaasına çocukları gibi davranmaya çalışıyordu, kökenleri ne olursa olsun yetenekli adamlara kardeşleri gibi davranıyordu. Görevliler ile olan ilişkilerini samimiyet ve saygı üstüne kurulu olarak tarif ediyordu: “prensiplerimiz üstünde anlaşmaya varıyoruz ve daima karşılıklı sevgiyle birleşmiş durumdayız.” 
Sayfa 190·Kitabı okudu