Selim İleri’nin Yıldızlar Altında İstanbul kitabını okudum. Aslında bu kitabı yıllar önce bir kez daha okumuştum ama yakın zamanda Netflix’teki İstanbul belgeselini izleyince içimde yeniden bir İstanbul hüznü uyandı ve kitaba tekrar dönme ihtiyacı hissettim. Selim İleri’nin anlatımı her zamanki gibi oldukça akıcı ve etkileyici. Kitap boyunca İstanbul’un geçmişine duyulan derin bir özlem, zarif bir melankoliyle harmanlanıyor. Her bir cümlede şehrin sokakları, anıları, insanları ve kaybolan değerleri hissediliyor. Hem edebi hem de duygusal anlamda güçlü bir metin.
“Kendini Profesör Sanan Adam” – Akademinin Kara Komedisi
Akademi, bilim üretme amacıyla var olan bir kurum olmasına rağmen, gerçek hayatta bambaşka dinamiklerle şekilleniyor. Kendini Profesör Sanan Adam, bu çarpık düzeni keskin bir hicivle ele alıyor. Kitaptaki en çarpıcı noktalar:
Adam Kayırmacılık ve Cemaatleşme
Yükselmenin en güvenilir yolu yetenek, bilgi ya da akademik katkılar değil; doğru grup ya da cemaatin içinde olmak. “Tutulur bir özelliğiniz yoksa devlet sizi nasıl rektör yapabilir?” sorusu, sistemin nasıl işlediğini çok iyi özetliyor. Bilim insanı olmak, bağımsız düşünmek yerine, güç odaklarına eklemlenmek kazandırıyor.
Bürokraside Yükselmek İçin Sessizlik
Makamını sağlamlaştıran akademisyenlerin ortak özelliği, değişime karşı direnç göstermeleri. “Sistemi rahatsız etmezsen, yukarı çıkarsın” mantığıyla, liyakatli akademisyenler bilinçli şekilde önleri kesilerek saf dışı bırakılıyor. Yazarın tabiriyle: “Alttan gelen sağlam akademisyenlerin yollarını kesmek için her şey yapılır.”
Akademinin Çıkar Çarkları
Hocaların asistanlarını “evlat” gibi yetiştirerek onları akademik bir gölgeye dönüştürmesi, akademik hayatın tipik bir dinamiği olarak hicvediliyor. Hocanın ismi uçsuna yazılırken, gerçek emeğin kime ait olduğu sorgulanmaz bile.
Bu kitap, Türk akademisinin iç yüzüne dair acı ama gerçekçi bir portre çiziyor. Okurken gülümsetiyor, ama aynı zamanda düşündürüyor. Akademiyi içeriden bilenler için rahatsız edici bir aynaya bakmak gibi.
Sizce akademide yükselmek için bilgi mi, yoksa doğru ilişkiler mi daha önemli?
Asım CihangirKendini Profesör Sanan Adam
Ötüken yayınları versiyonunu okudum. Güzel ve akıcı bir dile sahip. İki üç saatte keyifle okuyacağınız bir yapıt. Ötüken Dünya klasikleri ve Türk edebiyatı serisini çok güzel bir baskı ve cilt kalitesi ile yayınlıyor fakat kapak dizaynında başlığı seçmek yazarı görmek bazen zor olabiliyor. Bunu d&r raflarında farkettim. kitabı görmek için çok dikkatli olmak gerekiyor.
Yaklaşık 2 saatte bitti, akıcı fakat sonunu tahmin edebiliyorsunuz. Ötüken baskılarını eksi dili açıklamalarıyla kullanımınıda kitapta dipnotlara boğmadan gösterdiği için seviyorum. Köşeli parantez olarak verdiği günümüz Türkçesi çevirileri oldukça hoş. Teşekkürler.
Yazar bir öğretmen. Mersin'in Gülnar ilçesinde yaşadığı çocukluğu ve çocukluğundaki oyunları konu almış. Kısa piyesler ve kurgular halinde ilerliyor. 1970-1980 arası dönemin oyunları ağırlıklı.