... bütün umutlarının yıkıldığı gün yanında olmalı, yüzünü görmeliydim.
O gün duyacağı acının yoğunluğu, şimdiki umutlarının gücüne bağlıydı. Ne kadar umutlanırsa, düşüş o kadar yıkıcı olacaktı.
Espri yapma ve espri kaldırma meselesi eğitimden başlar. Bizde bazı espriler kavga konusudur. Eğitimimizde bu kavgayı önleyecek bir espri, mizah geleneği yoktur. Bir yandan da insanlar çok içine kapanık... Değil espri yapmak, mizah yapmak; söze girmekten çekiniyorlar. Bir kabukta yaşıyorlar.
İnsanlar kendilerini beğenmiyorlar. İki kere iki dört, insanlar kendilerinden hoşnut değil. Hiçbir sınıfa, gruba bağlı olmadan bu böyle. Dünya güzeli bir kadın ya da pekâlâ yakışıklı, havalı bir adam kendilerini neredeyse Notre Dame'ın Kamburu'ndaki Quasimodo gibi görüyorlar. Sonuç ne oluyor biliyor musunuz? Gittikçe ruhları da kötüleşiyor.
Bir insanın kendini inşa etme faaliyeti hiçbir zaman bitmez. Başarının temelinde natamamlık, tam olmamışlık duygusu yatar. Ancak natamam hissedersen daha çok konsantre olur, püf noktası ararsın. Arayışın her zaman devam etmesi gerekir.