Bu hastalıklı yaşamın bana kattığı nedir diye düşünmekle geçti yıllarım. Cevabı bulamadım ne yazık ki. Acıları sebepsiz yere çektiğinizi görmek bir insan için acıyı katlanılmaz hale koyuyor. Öyle zamanlar oluyor ki tiksiniveriyorum her şeyden. Bir zamanlar sürekli yazardım. Yazarak atlatırdım içimdeki fırtınaları. Oysa şimdi çok nadir yazıyorum. Yazmaktan bile tiksinir hale geldim. Halimi anlatmaya çalışmak dolaylı da olsa yazıya dökmek bende bu hayatı yaşıyor olduğum, biraz olsun ümitli olduğum hissi uyandırıyor. Oysa ben hayatı her bakımdan hissetmemeyi yeğliyorum. Beni dünyaya bağlayan tüm olay ve nesnelerden kopmayı tercih ediyorum. Güzel zaman geçirme ihtimalim olsa bile kalabalıkları reddedip yalnızlığı tercih ediyorum. Bu yüzden okuyorum. Kendi hayatımı hissetmektense başkalarını okuyarak zamanı geçirmeyi, başkalarının sevincine sevinip hüzünlerini dalıp gitmeyi tercih ediyorum. bazen bir anın içinde kısacık, aniden gelen bir his, bazen çiğ damlasının üstündeki parıldayan kısmın yansıması, bir sesin yankısı, bir görüntüde farkedilmeyen detay olmayı diliyorum. Evet ben hiçbir zaman başrol olmayı dilemedim. Görülmeyen, duyulmayan, ama var olan taraf olmayı seçtim.