hacer

Çoğumuz zaferlerimizin başaktörü, yenilgilerimizin ise mağduru olduğumuza inanma eğilimindeyizdir. Galibiyeti kendimize mal ederiz ama hüsranda payımız yoktur, esasen kontrolümüz dışındaki güçlerce bozguna uğratılmışızdır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İyi aile çocuğu olunca, yanmadan öğreniyorsunuz ateşten uzak durmayı. Ama hiç değilse bir kere yanmak lazım.
Sanki belinden uzun bir iple eve bağlıydı, her hamlede biraz daha esniyordu ip, ama sadece esniyor, uzuyordu, o kadar.
Anne babası ikisinin de hiçbir şeylerini eksik etmemişlerdi, evet, hayata itmek dışında. Oysa hayat daima daha önce hiç kimse tarafından denenmemiş musibetler taşıyor ve insan hepsinden uzak kalınca böyle kuru kuruya yanıyordu işte, yanmanın bile tadını alamadan.
Gün geliyor, insan yaşamak oyununun hiç de kolay olmadığını anlıyor, bir zamanlar mükemmel sandığı işleyişte inanılmaz yanlışlar buluyordu. Selda yıllarca akrabalarıyla uyum içinde yaşadıklarını sanmıştı. Ne zaman bir araya gelseler ortalığa neşeli bir hava egemen olur, yemekler yenir, içkiler içilir, gülüşülür, eğlenilir, Selda da gerçeğin bu olduğunu, böyle kalacağını sanırdı. Büyümek bu mükemmel uyumun sahte olduğunu görmek demekti.