Buna karşılık bilmeyerek, ruhumun yönlendirmesiyle içinde olduğum durumdan beni kurtacak bir adamdan yardım istiyormuşum gibi, farkında olmadan elimi kendisine uzattım. Ve elimi onun elinde hissettiğim vakit zannettim ki hayatımdan çıkıyorum, zannettim ki yalnız nurdan, yalnız hoş kokulardan oluşan bir âlemde yaşamaya başlıyorum... Daha doğrusu zannettim ki ölüyorum... O kadar ki her zerrem başka bir titremeyle, başka bir istekle aşk içindeydi. O şimdi elimi, sahip olması imkânsıx bir mutluluk hazinesi gibi, temastan titriyerek lütuf ve okşayışla dudaklarına götürmüştü. Onun nefesini tenimde hissettiğim an bir aydınlık içinde eridim ve onun, "Demek ki kabul ediyorsunuz, beni reddetmiyorsunuz... Öyle mi, öyle mi?" sözüne, son nefesimi veriyormuşum gibi, "Evet, evet... Hem saadetle, saadetle..." diye inledim.