Gölün maviliği yavaş yavaş, büyüye büyüye yaklaşıyordu. Onun sularında erimek, yok olup gitmek istiyordu şimdi. Yaşamak arzusu doğup doğup ölüyordu içinde. Tıpkı şahlanan, sonra düşen, kendi köpükleri arasından tekrar yüzeye çıkan dalgalar gibi...
-SON-
“Bu su, bu dağlar, bu toprak, hayatın tâ kendisidir. Sen ve ben de şu iki kayık gibiyiz. Akıntının bizi nereye sürükleyeceğini henüz bilmiyoruz, ama yaşadıkça, geçmişimizden kopmayacağız, geçmişimiz bizi terk etmeyecektir. Hep beraber olalım.”