8/10
·117 syf.·
2024 55. kitabı
Oktay Akbal - İnsan Bir Ormandır Kitap, insanın karmaşık iç dünyasını ve toplumsal yapılarla olan ilişkisini inceleyen derin bir eser olarak öne çıkar. Akbal, bu romanında bireyin yalnızlığı, kimlik arayışı, içsel çatışmaları ve çevresiyle olan uyumsuzluğunu etkileyici bir şekilde işler. Kitap, okuyucuyu karakterlerin zengin duygusal dünyasına davet eder ve bu dünyayı metaforlar, imgelerle zenginleştirir. Eserde, “orman” metaforu, insanın duygusal ve psikolojik katmanlarını temsil eder. Tıpkı bir ormanın içinde kaybolmak gibi, insan da kendi içinde kaybolabilir, karmaşık duyguların ve düşüncelerin içinde bir çıkış yolu arayabilir. Akbal, insan ruhunun derinliklerine inerek, toplumsal baskılar ve bireysel özgürlük arayışları arasında sıkışmış karakterler yaratır. Dil açısından da Akbal’ın anlatımı, yoğun ve şiirseldir. Yazar, sade bir üslup kullanırken aynı zamanda karakterlerin içsel dünyasını derinlemesine betimlemeyi başarır. İnsan Bir Ormandır, hem bireysel hem de toplumsal eleştiriyi bir arada barındırarak, modern insanın varoluşsal sancılarını yansıtan önemli bir eser olarak kabul edilir. Bu kitap, insan doğasının ve toplumsal hayatın karmaşıklığı üzerine düşündürmek isteyen okuyucular için oldukça derin bir okuma sunar. “Bu geceyarısı yalnızlığı tam bana göre.” “Geçmişte yaşamaktan, gerçekte yaşayamaz olur kişi.”
İnsan Bir OrmandırOktay Akbal · Can Yayınları · 1997176 okunma
Puan vermedi·117 syf.··
2023 43. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2023 11:36
1950’lerin İstanbul’unda geçen İnsan Bir Ormandır kitabında, 40'larının sonuna merdiven dayamış bir adamın acelesiz günlerini anlatıyor Akbal. Beyoğlu’nun arka sokaklarında gezinip, sinemalarında nefes alırken, meyhanelerinde geceleyip Gezi Parkı’nda şafağı kucaklarken hep sessiz hep yavaş bu adamın geçmişiyle hesaplaşmasını anlatıyor aslında. Geçmiş dostluklar, geçmiş sevdalar, mutsuz bir evlilik ve eve dönülmeyen akşamların yükü ile ağır ağır akıp giden bir kısa roman bu. Geçmiş ile şimdi arasında bir sek sek oyununa dönüşen kitap, bir akşam vakti başlayıp ertesi sabaha dek süren bir yarım gün kadar olsa da başkahramanının yıllara başkaldırısı aslında. Geleceğe göz kırpan bir başkaldırı. Ancak yanlış anlaşılmasın içinde öfke yok, kırgınlık ve pişmanlık belki… Geçmişin ağaçları arasında dolaşırken, bir tür kendi kendini bağışlanma, kendi kendine bağışlanma ayini gibi sürüyor sayfalar. Ormanın geceyle berabere çöken tekinsiz karanlığından sabahın ilk ışıklarının beraberinde getirdiği umut huzmeleri gibi bir kısa yolculuk oluyor. Okurunu da kendi ormanında yolculuğa çıkmaya davet eden kitaptan geriye ise Akbal’ın hafızalarda fotoğraf olarak kayıtlı duran gülümsemesi kalıyor.
İnsan Bir OrmandırOktay Akbal · Can Yayınları · 1997176 okunma
Reklam
10/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2018 19. kitabı
Bizi hakikate ulaştıracak olan hangisi? Parça mı Bütün mü?Bütünü tamamıyla ve tek seferde kavramak için gerekli zihin berraklığına sahip miyiz. Ya da arınmış bir kalbe. Akleden kalbe. Öyleyse bütünü parçalayarak ve parçaları kavrayarak hakikate temas etmeye mecburuz. İkiye bölünen Vikont öyküsünü okurken peşi sıra bu sorular aktı zihnimde. Her şey zıddıyla mümkün, bir diğerini anlamak için olabildiğince varlığı ikiye bölmek, iki kutup arasındaki gerilime dahil olmak gerekiyor. Calvino bu durumu öykü kahramanlarından merdadoya açıklatıyor: ''sen de bir gün kendinin yarısı olursan, ki olmanı dilerim evladım, tam beyinlerin sıradan akıllarının ötesinde neler bulunduğunu anlarsın. kendinin, dünyanın yarısını yitirmiş olacaksın, ama kalan yarı, bin kez daha derin, daha değerli olacak. o zaman sen de, her şeyin kendin gibi bölünmesini, parçalanmasını isteyeceksin, çünkü güzellik de, bilgi de, adalet de ancak parçalara bölünmüş olanda vardır.”
İkiye Bölünen VikontItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 2011635 okunma
Puan vermedi·250 syf.·
2020 80. kitabı
Cemil Meriç 'in doğduğu dünyayı ve üstadın hayatını ustalıkla anlatmış bir eser! Eminim ki bir çoğunu bir şekilde aktarmalarda, alıntılarda, duyduğumuz Cemil Meriç'in sözlerini hatırlayalım mı ? Nereye gidersen git, bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır. Bu çökmeye hazır medeniyet üç sütun üzerinde duruyor; süngü, açlık, fuhuş. Tarihimiz, mührü sökülmemiş bir hazine. Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız. Hangi beste sözün musikisiyle, sözün füsunuyla boy ölçüşebilir. Mütercim, mutlak’ı arayan bir çılgın, ‘felsefe taşı’nı bulmaya çalışan bir simyagerdir. Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir. Ben bu kadar acıyı sen de başkalarına benze diye çekmedim. Yığın düşünmez, maruz kalır. Her büyük adam kucağında yaşadığı medeniyetin üvey evladıdır..Zira o başkalarının veya geleceğin çocuğu, kendi medeniyetinin değil. Yaşayanları yöneten ölülerdir. Demek ki öldürülmesi gereken ölüler de var. Kelam, bütünüyle haysiyettir. Aydın olmak için önce insan olmak lâzim. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer . Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan; ‘uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessus.. Hayat herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı komedya. Avrupa tarihi, bir sınıf kavgası tarihidir. Gerçek hükümdarlar, ebedi hükümrandırlar. Hazineleri yağma edildikçe zenginleşirler.
Bu Ülkenin Aydınlık Nöbetçisi Cemil MeriçMirza Muhammed Atan · Storyside · 201946 okunma
9/10
·112 syf.··
2018 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2018 22:00
Osman Şahin'in bu güzel öykü kitabı çok iyi bir kaleme ait olduğunu belli eden bir sürü izle dolu: bütün öykülerde ön plânda yer alan güzel doğa betimlemeleri, karakterlerini bir yandan kitabın kapağında da sözü edilen o sözlü geleneğin taşıyıcısı olacak şekilde hayâl ve sisli, belirsizlikle gerçekçilik arasında anlatabilen bir kalem; teklemeyen- yavaşlamayan- sürekli akan, kıvrak, güzel bir dil. Osman Şahin bu eserine Ölüm Oyunları adını vermiş; çünkü bütün hikâyeler ölüme temas ediyor, ölenler, öldürülenler, ölmeyi seçenler var, ve bu karakterlerin tamamı o sözlü geleneğin, Toroslarda, "ora"larda anlatılan efsanelerin son derece canlı, gerçekçi, ama aynı anda efsanelere , öykülere de yakışacak denli sıradışılar. Kitapta beş öykü var: İlk öykü "Ölüm Oyunu", kan davasından dolayı kaçan idris'le ölmek isteyen leba'yı bir ormanda, bir nehirde karşı karşıya getiriyor. Yazar bu öykünün ardından araya girerek, bize Toros Yörükleri arasında en çok anlatılan öykülerden Çolak Osman Öyküleri'nden söz ederek bize bu öykülerden üç tanesini anlatacağını söylüyor. Bu üçlemenin ilki Erden Kıral tarafından 1998'de filme alınan "Avcı" adlı öykü. Diğeri "Yoluna Giderken", ve sonuncusu da "Yeşil Süvari". Üç öykü de kitaptaki ilk öyküyle benzer olarak ölümle sonuçlanan öyküler; her birisinde yazarın çok güzel anlatımıyla dağlar, ormanlar, ağaçlar ve birçok anlamıyla bu ormanın sakini olan insanlar canlı canlı karşımıza dikiliyorlar; Osman ağa ve hanımı Zala'nın birbirinden başka başka başlayıp süren ama muhakkak ölümle bir yerde kavuşan öykülerini okuyoruz. Herhalde en iç burkucu olanı da "Yeşil Süvari" adlı öykü oluyor; bu öykülerde toros yörükleri için yaşamanın kıymeti, ar, insanın onuru gibi bir çok değerin bu öykülere sarmalanmış geleneğin parçası olarak dilden dile
Ölüm OyunlarıOsman Şahin · Can Yayınları · 201466 okunma