Cemil Meriç 'in doğduğu dünyayı ve üstadın hayatını ustalıkla anlatmış bir eser!
Eminim ki bir çoğunu bir şekilde aktarmalarda, alıntılarda, duyduğumuz Cemil Meriç'in sözlerini hatırlayalım mı ?
Nereye gidersen git, bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır.
Bu çökmeye hazır medeniyet üç sütun üzerinde duruyor; süngü, açlık, fuhuş.
Tarihimiz, mührü sökülmemiş bir hazine.
Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız.
Hangi beste sözün musikisiyle, sözün füsunuyla boy ölçüşebilir.
Mütercim, mutlak’ı arayan bir çılgın, ‘felsefe taşı’nı bulmaya çalışan bir simyagerdir.
Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.
Ben bu kadar acıyı sen de başkalarına benze diye çekmedim.
Yığın düşünmez, maruz kalır.
Her büyük adam kucağında yaşadığı medeniyetin üvey evladıdır..Zira o başkalarının veya geleceğin çocuğu, kendi medeniyetinin değil.
Yaşayanları yöneten ölülerdir. Demek ki öldürülmesi gereken ölüler de var.
Kelam, bütünüyle haysiyettir.
Aydın olmak için önce insan olmak lâzim. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer . Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan; ‘uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessus..
Hayat herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı komedya.
Avrupa tarihi, bir sınıf kavgası tarihidir.
Gerçek hükümdarlar, ebedi hükümrandırlar. Hazineleri yağma edildikçe zenginleşirler.