İbn-i Sina, ruhun özfarkındalığını ve gayrimaddiliğini göstermek
için "uçan adam"olarak bilinen düşünce deneyini yarattı. İbn-i Sina,
uçan adam düşünce deneyinde, okurun havada asılı durduğu bir
senaryo hayal etmesini ister. Birey, havada asılı dururken duyularından tamamen yalıtıldığını hissedecektir (başka bir deyişle, kendi
bedeniyle bile duyusal temasta olmayacaktır).
İbn-i Sina, duyularından böyle yalıtılmışken bile kişinin yine de
özbilince sahip olacağını savunur. Duyusal deneyimden yalıtılmış
bir kişi yine de kendi varlığını belirleme yeteneğine sahipse, İbn-i
Sina'ya göre bu, ruhun bedenden bağımsız varlığa sahip gayrimaddi bir töz olduğunu gösterir. Yine İbn-i Sina'nın iddiasına göre, bu
senaryo kavranabilir olduğu için, ruhun da zihinle kavranabilir olduğu sonucuna işaret eder.
Ayrıca İbn-i Sina, beynin, akıl ile duyumun birbiriyle etkileştiği
yer olduğuna da inanır. Uçan adam senaryosunda, bireyin sahip
olacağı ilk bilgi, "Ben'im" bilgisidir ve bu da o bireyin özünü onaylar. Birey duyusal deneyimden yalıtılmış olduğu için öz, vücuttan
kaynaklanıyor olamaz. Bu nedenle, bir kişinin ta çekirdeği "Ben'im"
bilgisidir; buysa ruhun var olduğu anlamına gelmekle kalmaz; ruh,
kendisinin farkındadır. İbn-i Sina, ruhun yalnızca gayrimaddi olmakla kalmayıp kusursuz da olduğu sonucuna ulaşır