Açıklamak için bir de, insan içindeki içgüdülerden başka, daha zayıfça bir örneğe, hamilelerin inatçı, giderilmek bilmeyen iştahlarına değineceğim. Bu iştahın, embriyonun zaman zaman, beslenmek için aldığı kanın özel ya da belli bir değişik biçimini talep etmesinden kaynaklandığı ve bunun üzerine, bu sonucu sağlayacak besinin hamile kimseye kendini, büyük bir özlemin, can- çekmesinin nesnesi olarak gösterdiği, yani burada da bir aidatmanın, yanılsamanın ortaya çıktığı görülmektedir. Demek ki kadının erkeğe göre ondan bir fazla içgüdüsü bulunmaktadır. Ayrıca kadındaki ganglion sistemi erkektekinden çok daha fazla gelişmiştir. İnsanda beynin o kadar ağır basması, onda hayvandakinden daha az içgüdü bulumuşunu ve bu az sayıda içgüdünün bile kolayca yanıltilabileceği gerçeğini açıklamaktadır. Anlayacağınız, cinsel tatmin için yapılan seçimi içgüdüsel olarak yönlendiren güzellik duygusu, oğlancılık (Päderastie) eğilimi içinde yozlaştığunda yanliş yönlendirilmiş olmaktadır. Benzer bir durum, Musca vomitorianın (leş sineği) içgüdüleri doğ- rultusunda yumurtalarını çürümekte olan ete bırakmak yerine onları bitkinin kadavra kokusuna kanarak Arum dracunculusun çiçeği içine bırakmasıdır.